“A capellayı insanlara tanıtmak istiyoruz.”

0 Yorum

A Capella, son yıllarda revaçta olan bir müzik türü. Enstrüman olmadan, insan sesi yapılan bir müzik türü. SesVerSus grubu, bu müzik türünün ülkemizdeki  başarılı temsilcilerinden. Başkent Ankara’nın kasvetli ve ağır havasına inat, çok sıcak, samimi ve bol kahkahalı bir sohbet yaptık SesVurSus ekibiyle. Yeni projelerinden, eli kulağındaki albüm çalışmalarına,  A Capella’nın diğer müzik türlerine karşısındaki şansından, grubun sıcaklığına kadar geniş bir yelpaze üzerinde gezindik. 

Röportaj: Uğur Temel – Merve Gökhan
Fotoğraf: Ekin Erbilgin

 

“A CAPELLA İNSAN SESİ İLE YAPILAN MÜZİK DEMEKTİR.”

 

UĞUR  TEMEL: Belki de tüm röportajlarda size sorulan sorudur bu: A Capella müzik ne demektir?

Aslıhan Şahin Güven: Enstrümansız, tamamen insan sesi ile yapılan müzik demektir. Geçmişi çok çok eski zamanlara, kilise korolarına dayanıyor. Ancak bugün teknolojinin de içine girdiği bir hal aldı. Böylece, hem dünya da hem de Türkiye’de dikkat çeken bir müzik haline geldi.

 

UT: Kalabalık bir grupsunuz, 13 kişi. Kendi sesinizi kaybetmeden nasıl başarıyorsunuz bunu? Armoniyi nasıl sağlıyorsunuz?

AŞG: Bu tecrübe ve eğitim de isteyen bir şey. Biz çok eskiden beri beraberiz. SesVerSus kurulmadan önce TRT gençlik korosundan arkadaştık. O zamandan kaynaklanan birlikte söyleyebilme ve klasik koro müziğinin içinde yer almış olmamız, tecrübelenmemiz, eğitimden geçmiş olmamızdan kaynaklanıyor bu. Zor bir şey bu. Bizim müzik kültürümüzde, bizim için zor bu. Batı müziği bunun üzerine kurulu, onlar için doğuştan gelen bir şey. Ama tecrübe ve eğitimle olmayacak bir şey yok.

 

UT: SesverSus’un kuruluş öyküsü nasıl?

Pınar Çetin (PÇ): 2011 yılında Ocak ayında kuruldu SesVerSus. Aslıhan’ın da söylediği gibi öncesinde TRT Ankara Çok Sesli Gençlik Korosunda beraberdik. Koroyu Uşak Üniversitesi, 8 Mart Dünya Kadınlar günü için davet etmişti; ama koro o tarihlerde müsait değildi. Böyle olunca biz de küçük bir kızlar grubu olarak, “Kadın türküleri repertuarı oluşturarak gidelim orada söyleyelim.” düşündük. Aslıhan da Uşak Üniversitesi’nde çalışıyordu zaten. Bize dediler ki “Afiş bastıracağız, isim bulmanız lazım.” Grup adının SesVerSus olmasına karar verdik. Baktık ki bir oluşum var, koro festivallerine de katılmaya başladık.

 

“A CAPELLA HER TÜRLÜ MÜZİK TÜRÜNE UYGUN”

 

UT: Bu soru size çok sorulan bir soru biliyorum. Ama okuyucularımızın ilgisini çekeceğini düşündüğüm için tekrardan soracağım. Repertuarınızı nasıl seçiyorsunuz? Her şarkı, her müzik türü A Capella’ya uygun mudur?

AŞG:  A Capella her şarkıya her müzik türüne uygun bir tarz. Caz gibi Türkü gibi türleri, A Capella’ya yedirebilirsiniz. Bu konu önemli bir konu aslında. Şarkıları seçerken, “Bu şarkı A Capella’ya uygun mu?” diye de bakıyoruz. Teknolojinin de gelişmesiyle, çoğu şarkı A Capella’ya çevrilebiliyor.

 

UT: Çevrilmeyecek şarkı var mıdır?

AŞG: Sanırım yoktur. Bazı müzik türleri zor olsa da onlar dahi yapılabiliyor şu anda.

 

Merve Gökhan:  Şarkıdan şarkıya geçerken kontrolü uyumu nasıl sağlıyorsunuz? Bazı şarkılar hızlı bazı şarkılar yavaş. Geçişler de o duyguyu nasıl veriyorsunuz?

Tuan Kaan Dolubaş (TKD): Bu yaptığınız işe konsantre olmakla ilgili aslında. Yaptığınız işi yaşamakla ilgili, ruhuna girmekle ilgili.  Şarkıyı yaşayıp, ruhuna girdiğimiz zaman çok zorlanmıyoruz.

 

UT: Ritmi genellikle siz mi veriyorsunuz Kaan Bey?

TKD:  Ben veriyorum.

 

UT: Yani “ takım kaptanı” siz misiniz?

KD:  Takım kaptanı değil de, oyun kurucu diyelim. Çünkü arkadaşlar benim hızıma göre hızlanıp, yavaşlıyorlar.

 

“NÜKHET DURU İLE SABAHATTİN ALİ ŞARKILARI İÇİN BİR ARAYA GELDİK.”

 

MG:  YouTube kanalınızda; “90’lar”, “Barış Manço” videoları çok revaçta. Yeni projeler var mı?

PÇ:  Yeni projeler hakkında Menajerimiz Oğuz Bey’in izniyle bombayı patlatıyorum. Nükhet Duru ile bir işbirliğimiz var. Üç şarkısına beraber klip çektik.

 

UT: Hangi şarkılar?

Oğuz Mutlu Güven (Grup Menajeri): Sürpriz olsun o şarkılar.

 

UT: O zaman soruyu değiştirip sorayım. Bu ortaklık Nükhet Duru klasiklerinden mi, yoksa yeni yapılan şarkılardan mı?

PÇ:  Aslında bir konsept çalışması bu. Nükhet Duru, birçok Sabahattin Âli şiirini seslendiriyor. Bu sene, Sabahattin Âli’nin 100’üncü yaş günü. Bu konseptte bir çalışma, üç şarkıyı yine potpuri şeklinde, Nükhet Hanım’la beraber seslendirdik. Klip montajda, çok kısa bir zaman sonra bu proje ile sevenlerimizin karşısına çıkacağız.

 

“YENİ POTPURİ NEŞET ERTAŞ TÜRKÜLERİ ÜZERİNE OLACAK.”

 

UT: Size sormamız için sosyal medya üzerinden en çok istek alan soru şu: Barış Manço yapıldı, 90’lar yapıldı. Başka coverlar da gelecek mi?

PÇ: Bu tip eski şarkıların yeniden seslendirilmesini yani cover yapmayı değerlendiriyoruz. Biz dinleyenlerimiz arasında anket düzenledik, sosyal medya üzerinden “Bir sonraki potpurimiz ne olsun?” diye. Üç seçenek verdik; 90’lar iki, Cem Karaca, Neşet Ertaş. O anketten, Neşet Ertaş çıktı.

 

UT: Ne zaman geliyor o halde Neşet Ertaş potpurisi?

PÇ: Çok kısa zamanda değil. Bu potpuriler çok uzun uğraşlar sonunda çıkıyor inanın. Bir dönemin ya da kişinin 17 -18 şarkısını şeçmek, hangi bölümleri alacağımızı kararlaştırmak, trafiğini oturtmak uzun bir çalışma. Şarkının sadece, ton ve armoni olarak düzenlemesinden ziyade çok ciddi bir kurgu çalışması gerektiriyor potpuriler. Dolayısıyla çok zaman ve emek alan bir iş yani.

AŞG:  Bir de başka projeler de oluyor aynı zamanda. Çoğumuzun müzik dışında başka işleri de var. Bu yüzden zaman zaman prova yapmamız gereken vakitleri konserlere ayırmak zorunda kalıyoruz. Provalar da aksıyor tabii. Arada farklı işler çıkabiliyor. Bu tarz uzun soluklu projeleri, deyim yerindeyse bir solukta bitiremiyoruz. Potpuriler üzerinde çok durduğumuz, çok kaliteli olmasını istediğimiz, çok emek harcadığımız, severek emek harcadığımız işler. Özensiz olmasını istemiyoruz, hakkını vermek istiyoruz. Bundan dolayı da süre uzuyor. Uzun vadede demeyelim, orta vadede, Neşet Ertaş potpurimiz de çıkacak.

 

UT: O zaman roportajlik.com okurlarına bu müjdeyi verelim.

AŞG: İlk defa roportajlik.com için açıklıyoruz bunu. Çok güzel bir Neşet Ertaş potpurisi geliyor. İçimize sinen bir çalışma oluyor. Nerdeyse “Yarıladık.” diyebiliriz şu anda.

 

 

“ALBÜM İÇİN, MANÇO ŞARKILARI ÜZERİNDE ÇALIŞIYORUZ”

 

Merve Gökhan(MG): Albüm çalışmanız olacak mı?

AŞG: Albüm çalışmamız var aslında. Kendi eserlerimizden oluşan değil ama. Biz, Barış Manço’yu iki konserde andık. Güzel bir Barış Manço repertuarı çıkarmıştık. Manço eserleri için istekler de almıştık. Barış Manço şarkılarından oluşacak bir albüm üzerinde çalışıyoruz şu anda. Bu da orta vadede bir çalışma. Uzun sürmeyecek bu albümün çıkışı.

 

UT: Amiyane tabirle “Piyasa da iş yapar mı?” albüm, satar mı?

 

AŞG: Şöyle söyleyeyim: “Barış Manço her zaman satar. Doğrusunu söylemek gerekirse, bunun bizimle alakası yok. Şu an zamanın ruhu gereği, nostalji de satar. Ama bizim için önemli olan popüler olması, satması değil zaten. Ona göre seçmiyoruz şarkıları. Barış Manço, Neşet Ertaş gibi sanatçıların eserlerini tercih etmemiz, vefa borcu gibi, iki – üç nesil bizleri kucakladılar. Popüler olma amacı gütseydik, yaşayan sanatçılar üzerine yoğunlaşabilirdik. O kısmı, yaptığımız hiçbir çalışmada düşünmedik. Daha müzikâl, daha sanat değeri taşıyan, aynı zamanda insanlara ulaşmakta istediğimiz çalışmalar yapmak istiyoruz. A capellayı da insanlara tanıtmak istiyoruz, A capellayı da insanların içine sokmak istiyoruz. Ekip olarak kaygımız bu yönde daha çok.  Onun için, “Albüm satışı ne kadar olur?” diye hiç düşünmedik. “Barış Manço” ismi tek başına iş yapar zaten.

 

“A CAPELLA’YA KARŞI, ŞAŞIRMA EVRESİNDEYİZ.”

 

UT: Günümüzde müzik nerdeyse tamamen elektronik. İnsanlar müzik aleti olmayan bu türe nasıl bakıyorlar?

AŞG: İnsanlarla etkileşim açısından sorduğunuz için, sosyal medya ile Pınar çok ilgilenir, onun cevap vermesi daha yerinde olur.

PÇ: Bence hâlâ A Capellaya karşı, şaşırma evresindeyiz. “Nasıl yani, hiç alt yapı kullanmıyor musunuz?”, “Ağzınızdan mı çıkartıyorsunuz o sesleri?” gibi sorularla karşılaşıyoruz hâlâ. Henüz daha, A capellaya alışmış ve A capellayı müzik zevkinin bir parçası olarak eklemiş kitle, bence Türkiye’de  yok, koro camiası dışında. Bizim amacımız insanların, “Aaaa ne kadar ilginç bir şeymiş bu.” demesinden ziyade, zevkle dinlemesini sağlamak. Bir şekilde müzik listelerinde A Capella tarzı -özellikle de bizim parçalarımızın- olmasını sağlamak. Türkiye, A capella müzik ile henüz yeni yeni tanışıyor. Aslında,dünyada da son beş yılda çıkışa geçen müzik türü diyebiliriz.

 

“İNSANLARIN KULAKLARINDA TORTU BIRAKMAK İSTİYORUZ.”

 

UT: Cumhuriyet’in kurulduğu yıllarda, Atatürk’ün çok sesli müzik ile yakından ilgilendiğini biliyoruz. Çok sesli müzik yapan bir grup olarak, ülke müziğine nasıl bir katkı sağlamayı düşünüyorsunuz?

PÇ: Aslında, insanların kulaklarında bir tortu bırakmak istiyoruz. SesVerSus denilince insanların “Ben hayatım boyunca hiç a capella müzik dinlememiştim, sizin 90’lar potpurinizle a capella müzik dinlemeye başladım.” veya “Barış Manço potpurinizden sonra a capella müziği sevmeye başladım.” Demeleri bizim için yeterli aslında.

 

“KRİZLERİMİZ MÜZİKSEL.”

 

UT: Bu düşüncenizde çok haklısınız, ben sizi 90’lar videonuz ile tanıdım. Menajeriniz Oğuz Bey’le beraber 13 kişilik bir grupsunuz. Çok sesli müzik için sayı çok olmasa da kriz yönetimini nasıl sağlıyorsunuz?

PÇ: Kalabalığın olduğu her yerde illaki sürtüşmeler, çekişmeler oluyor. Bizim derdimiz müzik ile olduğu için, tartışmalarımızın hemen hemen hepsi “Şurada fazla mı sesini yükselttin?”, “Girerken geç kalmadın mı?”, “Şurayı yanlış mı söyledin?” gibi müziksel krizlerimiz var. Çok fazla kriz yaşayan bir grup değiliz aslında.

 

“AİLE GİBİYİZ.”

 

UT:  Birden fazla a capella yapan grup var. Vokaliz var, Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri de yapmıştı. Ama SesVerSus’un enerjisi farklı. Bunu da hem çektiğiniz kliplere hem ekrana hem de röportajlarınıza yansıtabiliyorsunuz. Bunun sırrı ne?

PÇ: Öncelikle yakın arkadaşız. Proje için bir araya toplanmış insanlar değiliz. Müzik bizi tanıştırmış olsa da arkadaşlığımız bu işi devam ettiriyor. Birçok müzik grubu var; belli bir başarı elde ettikten sonra dağılan, aynı başarıyı sürdüremeyen. İzleyenlerimiz de yorumlarında buna çokça değiniyorlar, “Çok keyifli bir grupsunuz.” diyorlar. Bu işin sırrı önce yakın arkadaş olmamız, doğal halimiz. Aile gibiyiz.

Berke Erat (BE): Birbirimizle çocuk yaşlardan beri beraberiz. SesVerSus kimliğini de “Koro müziğini bu şekilde yapalım.” diyerek oluşturduk. Doğal davranıyoruz aslında. Profesyonel bir iş için, özellikle, bir araya toplanmış değiliz.

Yorumlayın
Paylaş

Bir gönderi yayınlayabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir. Giriş

İngilizce Kursu - İngilizce Dersi - İngilizce Eğitimi - İngilizce Kursları