“Başaramayacaklar! Millet çarpacak onları!” – Serhan Bolluk Röportajı

0 Yorum

Kemalist Gençlik gazetesi 1. sayısında yer alan röportajdır.

Kemalist Gençlik gazetemiz bu ay ilk sayısıyla sizlerle buluştu. İlk sayımızda yaptığı özel haberler, açıkladığı dosyalarla tirajı hergün artan, yapılan her türlü baskılara, saldırılara rağmen boyun eğmeyerek gazetecilik dersi veren, yurtseverlerin sesi olan Aydınlık Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Serhan Bolluk ile röportaj yaptık. Kendisi bizi kırmayarak sorularımıza içtenlikle cevap verdi.

Ercan Küçük (E.K.)  :  Aydınlık Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Serhan Bolluk kimdir?

Serhan Bolluk       (S.B.)  :  Temmuz başından itibaren Aydınlık Gazetesi’nde Genel Yayın Yönetmeniyim. Daha önceden Aydınlık Dergisi’nde, Ulusal Kanal’da Genel Yayın Yönetmenliği yaptım. Ben yaklaşık 25 yıldır gazeteciyim.  Gazeteciliğe 1987 yılında 2000’e Doğru Dergisi’nde başladım.  Aydınlıkçıların çıkardığı yayın organlarında görev aldım. Aslen Tıp Fakültesi mezunuyum. 2 sene doktorluk yaptıktan sonra başladım gazeteciliğe. İşçi Partisi Merkez Karar Kurulu Üyesiyim.

 

E.K.  :  Aydınlık Gazetesi 1 Mart 2011’den itibaren yayın hayatında ve her geçen gün tirajları artıyor. Bu yükselişi neye bağlıyorsunuz?

S.B.  :  İhtiyaca bağlıyorum. Bakıyorsunuz haber yapan, gerçekleri halka ulaştıran ben Aydınlık dışında bir gazete göremiyorum. Biz o eksiği, okurun böyle bir gazeteye ihtiyacı olduğunu gördük ve çıkarttık. Önümüzdeki aylarda bu tirajın daha da katlanacağını düşünüyoruz. Çünkü ihtiyaç artıyor. Türkiye’de işler çetrefilleştikçe, sorunlar arttıkça bu sorunlara karşı çözüm yolu nedir, nasıl çözülecek bu sorunlar diye insanlar bir arayış içindeler. Aydınlık da bu arayışa cevap veriyor. Hem yaptığı haberlerle sorunları ortaya koyuyor, hem de bunların çözüm yolunu veriyor. Bu da milletin en büyük ihtiyacı. Bu nedenle ben tirajımızın daha da artacağına inanıyorum. Gazetemize önümüzdeki aylarda yeni yazarlar geliyor. Onu da şimdi söyleyeyim. İsim vermeyeceğim ama görüşmelerimiz var.

Baskı Görmek Normal

E.K.  :  Aydınlık 91 yıldır yayın hayatına devam ediyor. 90 yıldır da Aydınlık’a yapılan baskılar, baskınlar devam ediyor. Ama her geçen gün tirajları artıyor. İhtiyaçtan başka sebepler de var sanki?

S. B.  :  Kamuoyu iktidarın baskılarını kabul etmiyor. Baskı görmek normal. Gerçeği yazarsan dünyanın neresinde olursan ol baskı görürsün. O işin kuralıdır, kanunudur. Hele hele iktidar sahiplerinin işine gelmeyen gerçekleri ortaya dökersen baskı görmen normaldir. Ama Türkiye’de kamuoyu öyle bir hale geldi ki artık bu baskılar isyan ettiriyor. İşin öyle bir tarafı var doğru. Sadece ihtiyaçla izah edilmez. İnsanların bir çözüm arayışında olduğunu gösterir. Aydınlık’ın bugün 60 bin satması çok önemli bir olgudur. Türkiye’yi anlamak isteyen bir analizci öncelikle 2 veriye bakmalıdır. Bunlardan biri Aydınlık’ın 60bin satıyor olması, 2.si de Ulusal Kanal’ı milyonların izliyor olmasıdır.

K.G.  :  Yıllardır merak edilen bir konudur. Aydınlık o kadar özel haberler yapıyor, dosyalar açıklıyor. Aydınlık’ın haber kaynakları nelerdir? Bu kadar özel haberlere, dosyalara Aydınlık nasıl ulaşıyor?

S.B.  :  Haber yapana gelir. Haber şöyle bir şey değildir. Sokakta yürürken ayağına çarpmaz. Bazen tesadüf eseri, birçok kıdemli gazetecinin başından böyle bir şey geçmiştir ama bu istisnaidir. Esas olan cesur bir merkez oluşturmaktır. Burada sihirli söz Cesaret oluyor. Sen eğer gerçekleri yazmaya devam edersen bu gerçekler seni eninde sonunda bulur. Bazen uzun bir yol dolanır, bazen kestirmeden gelir. Ama mutlaka gelir seni bulur. İşin sırrı budur yani. Tabi Aydınlık’ın haber kaynakları dolayısıyla çok geniştir. Bizim devletin en üst kademelerinden, Türkiye’nin en ücra köyüne kadar haber kaynağımız var. Ama bu tamamen Aydınlık bunları yazabildiği için var. Tabi biz de yazamasaydık bizim de haber kaynaklarımız dar olurdu, bize de haber gelmezdi. Öyle oturur, pineklerdik. Ama yazmaya cesaret ettiğimiz için o haberler geliyor, bizi buluyor. Veya biz bulabiliyoruz bu haberleri.

E.K.  :  Türkiye’de basın özgürlüğü özellikle son yıllarda çok konuşuluyor. Sizce basın Türkiye’de özgür müdür?

S.B.  :  Basın özgürlüğünün olmadığı çok açık ortada. Özellikle Akp iktidarı döneminde basın üzerinde çok büyük baskı var. Bunu hemen tamamlayalım. Biz özgürüz. Aydınlık özgürdür. Aydınlık hiçbir şeyden korkmaz. Bedelini ödemeyi göze alır ve yazar, saklamaz.

E.K.  :  Türkiye’de gazeteci olmak nedir diye sorsak?

S.B.  :  Çok zevkli bir iş. Olağan üstü bir iş. Bana deseler ki mesela ne yapmak istersin? Türkiye’de gazeteci olmak isterim derim.

E.K.  :  Özellikle Türkiye de mi?

S.B.  :  Evet özellikle de Türkiye de. Başka ülkede fizikçi olabilirdim, tarihçi olabilirdim ama Türkiye’de gazeteci olmak birinci tercihimdir. Çünkü Türkiye’de sürekli yeni bir güne uyanıyoruz. Bu da gazeteci için çok bereketli bir durum. Hiç birgün bir öncekine benzemiyor. Tekrar etmiyor. Sürekli bir yeniyle uğraşıyorsun, ama o yeni eskinin devamı. Hergün bu yeniliklerle bir gazete çıkartmak çok zevkli bir iş. Ben mesela gençlere hangi mesleği tavsiye edersiniz diye sorsan gazeteciliği tavsiye ederim. Ama mesela Norveç’te değil. Orada gazeteciliğin çok tatsız tuzsuz bir iş olacağını tahmin ediyorum. Eğer gazeteci olacaksan Türkiye’de olacaksın.

Herkes kendi çapında gerçeği arar. Gerçeği arama güdüsü asla değişmez. Eskiden Havadis denirdi.  Bir arkadaşla görüştüğün zaman hemen ne sorarsın?  Havadis ne? Sen de ne var ne yok? Ben seni görmeyeli ne değişiklikler oldu?

Türkiye o gerçeği arama faaliyetinde çok muazzam bir laboratuar. İsteyen arar ve gerçeği bulur. Gerçeği elinde tutmak çok haz veren bir şey. Bir de Türkiye’den bakınca dünyayı anlamak daha kolay. Buradan baktığın zaman dünyayı başka coğrafyadaki insanlardan daha kolay anlayabiliyorsun. Bu Türkiye’nin çok önemli bir özelliği. Türkiye son dönemlerde çok önemli bir merkez oldu.  Kilit ülke diyorlar Türkiye için, dünyanın anahtarı burada. Kapı buradan iyi ya da kötü yöne doğru açılacak. Kapı nereden açılacak göreceğiz. Ben iyi yöne doğru açılmasını umuyorum.

E.K. :  Peki Aydınlık Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Serhan Bolluk daha çok hangi yazarları okur?

S.B.  :  Meslek gereği ben bütün yazarları okurum. Ama kimleri tercih edersin dersen Necati Doğru, Bekir Coşkun. Can Ataklı, Mustafa Mutlu, Yılmaz Özdil ve Emin Çölaşan’ı okuyorum derim.

Millet çarpacak onları

E.K.  :  29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının iptal edilmesini, 10 Kasım’ın her sene 9 gün yapılan Kurban Bayramı tatiline dahil edilmemesini, şimdi de 19 Mayıs kutlamalarının “Çocuklar Üşüyor” diyerek iptal edilmesini gördük. Bütün bu yaşananlar sizce ne anlama geliyor?

S.B.  :  Sizin okurlarınızda bunun farkındadır.  Bir proje uygulanıyor. Atatürk’ü ve Cumhuriyet Devrimini milletin hafızasından silmeye çalışıyorlar. Ama bunda başarılı olamayacaklar. Çok kötü gidiyorlar. Milletin bu en temel değerleriyle uğraşmak kimseye yaramaz. Bu işler adamı çarpar. Onların da çarpılacağı kanısındayım. Millet çarpacak onları.

Gerçek olgularda

E.K. :  Bizim gibi genç gazetecilere tavsiyeleriniz neler olur?

S.B.  :  Birinci tavsiyem şu. Gerçeği olgularda arayın. Gazeteci olarak hepimiz gerçeği arıyoruz. Kendi kafanızda kurduğunuz şeyi hayata giydirmeye çalışmayacaksınız. Olguları doğru anlayıp onu okurunuza aktarmalısınız. İyi gazeteci böyle olunuyor. Herşeyden önce olgu nedir bana ne anlatıyor? Bunu düşüneceksiniz.

Mesela bir taş düşünün. O taşa bir jeolog bakarak dünyanın milyarlarca yıllık tarihini görür, bir madenci taşta saklı maden cevherini görür. Bir yapı ustası o taştan ev yapılır mı onu görür. Deniz kenarındaysan bu taş denizde kayar mı diye düşünürsün. Herkes bir tarafından bakar ve bir şey görür. Gazeteci dediğin bu çok değişik bakış açılarını toplayıp bir olgunun sağından solundan, altından üstünden nasıl göründüğünü anlayan kişidir.

En başta kendimiz gözlüyoruz olayı. Diyoruz ki biz buradan izledik ama acaba arka taraftan nasıl görünüyor diye gidiyoruz oradan bir görgü tanığıyla konuşuyoruz. Olguya her tarafından bakıp o işin içindeki saklı olan gerçeği bulup çıkarıp ortaya okuyucuya aktarmak lazım. Yaptığımız iş böyle bir iş.

EK  :  Değerli vaktinizi bize ayırdığınız için teşekkür ederiz.

S.B.  :  Rica ederim. Sizlere başarılar dilerim.

Yayınlandığı Adresler:

http://kemalistgenclik.org/2012/03/29/serhan-bolluk-basaramayacaklar-millet-carpacak-onlari/

Yorumlayın
Paylaş

Bir gönderi yayınlayabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir. Giriş

Cevapla

İngilizce Kursu - İngilizce Dersi - İngilizce Eğitimi - İngilizce Kursları