”Çözüm Gazetecilerin Sendikada Örgütlenmesinde”

0 Yorum

Günümüzde gazetecilik en zor mesleklerden birisi olarak biliniyor. İşsizlik oranının en yüksek olduğu meslekte her gün baskılar devam ediyor. Siyasi ve ekonomik baskılar nedeniyle gazeteciler işini yapamaz hale getirilmeye, basın özgürlüğüne çıkan tüm yollar kapatılmaya çalışılıyor. Gazetecilik örgütleri baskı ve saldırılara karşı mücadele etmeye çalışıyor. Bu örgütlerden birisi de Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS). Mesleki dayanışmanın yanında bir de emek mücadelesi veren TGS, 8-9 Ekim tarihlerinde 21.Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. 3 kadın 3 erkek üyeden oluşan TGS Yönetim Kurulu Başkanlığına, önceki dönemde İstanbul Şube Başkanlığı’nı yürüten Gökhan Durmuş seçildi. Röportajlık olarak, TGS tarihinin en genç Genel Başkanı olan Durmuş ile basın özgürlüğü, gazeteciliğin geleceğini, kapatılan medya kuruluşlarını, sendikalı olmanın önemini konuştuk.

Röportaj: Ercan Deniz Küçük 

Foto: Seda Özdemir

ERCAN DENİZ KÜÇÜK (EDK) : TGS’nin sektördeki konumu, örgütlülüğü ile başlayalım.

GÖKHAN DURMUŞ (GD) :  TGS 65 yıllık bir sendika. Kurulduğu günden bu yana gazetecilerin ana örgütü olmuş. Dönem dönem bütün gazetecileri kendi bünyesinde toplayabilmiş dönem dönem bu oran düşmüş. Ama 65 yıllık tarihi boyunca gazetecilerin sorunlarını çözmek için var olmuş bir sendika. Bugün de özünde asıl görevi bu. Gazetecilerin sorunlarını çözmek, ekonomik ve gelecek kaygılarını ortadan kaldırmak için çaba sarf eden bir sendikayız. 2013’te yapılan bir düzenlemeyle matbaa çalışanları, yayınevi çalışanları, program cd yazılımcıları da iş kolumuza dahil edildi. Bununla birlikte iş kolumuzdaki çalışan sayısı 97 bine çıktı. 4 tane sendika var. Bu 4 sendikanın toplam örgütlülük oranı %5-6 civarlarında. Bunun %1’ini de TGS oluşturuyor. Maalesef örgütlülüğün en düşük olduğu iş kolları arasında geliyor basın yayın iş kolu.

EDK :  TGS üyesi olmak gazetecilere ne avantajlar sağlar? Gazeteciler neden TGS’ye üye olmalılar?

GD :  Bu en başta örgütlü yaşamla ilgili bir şey. Hiçbir gazeteci ya da başka iş kollarında çalışan işçiler de bireysel olarak tek başlarına hiçbir şey yapamazlar. Doğal olarak örgütlü davranmalılar. Ancak örgütlü oldukları zaman haklarını alırlar. İşten atılmak kaygısı duymazlar. Ve güvenli bir gelecek ve daha rahat bir çalışma ortamı içerisinde yer alırlar. Bugün TGS’nin yaratmaya çalıştığı böyle bir çalışma ortamı. Bu yüzden gazetecilerin TGS çatısı altında örgütlenmeleri ve gelecek kaygısı duymadan, editöryal bağımsızlığı uygulayabildiği, basın özgürlüğünün teminat altına alındığı bir çalışma ortamı yaratılabilirler. Şuanki atmosferde gazetecilerin en büyük kaygısı iş kaygısı. Çünkü sektörümüzdeki işsizlik oranı %20’leri gördü. Bu çok yüksek bir oran. Bir çok meslektaşımız editöryal bağımsızlık, basın özgürlüğü olmadığı için, tarafsız haber yapamadıkları için kendileri işten ayrıldılar. Kimileri bu yüzden işten atıldılar. Sendikanın örgütlü olması, arkadaşlarımızın sendikalarda üye olması bunları teminat altına alacak. Ve bir iş güvencesiyle birlikte daha rahat bir çalışma ortamında çalışmalarını sağlayacak. 1

Türkiye’de 100 civarında gazeteci cezaevinde. Bunun çözümü de gazetecilerin sendikada örgütlenmesinden geçiyor. Gazeteciler örgütlü oldukları, yan yana durabildikleri zaman birlikte hareket edebildikleri zaman baskıların karşısında durabilirler. Bu yüzden gazetecilerin sendikalı olması gerekiyor. Şu konuda herkesin rahat olması lazım: “sendikalı olursam işten atılırım, sendikalı olursam baskı görürüm” gibi bir durum yok. Tabiki patron öğrendiği zaman baskı yapabilir. Ama patronun öğrenmesine vesile olacak kanallar ortadan kalktı. Gazeteciler telefonlarıyla dahi sendikaya üye olabiliyorlar. Bu üyelik gizli kalıyor. Sadece sendika ve Çalışma Bakanlığı’nın bilgisi dahilinde kalıyor. O yüzden gazetecilerin bu kaygıdan hızla uzaklaşması gerekiyor. Üye olduğunuz zaman hiç kimsenin bundan haberi olmuyor.

TGS’nin Diğer Meslek Örgütlerinden Farkları

EDK :  Türkiye’de başka gazetecilik örgütleri de var. TGS’nin bu örgütlerden farkları nelerdir?

GD :  Bir kere sendika olmanın yarattığı bir fark var. Bizim toplu sözleşme yapma yetkimiz var. Biz gazetecilerin sadece mesleki açıdan ilerletilmesi için değil ekonomik açıdan da ilerletilmesi için bir güce sahibiz. Yani gazeteciler TGS’de örgütlendiği, o işyerinde toplu sözleşme imzaladığımız zaman gazetecinin ne kadar ücret alacağı, ne kadar ikramiye alacağı, ne kadar yüzdelik zam alacağı, ne kadar fazla mesai alacağı bir çerçevenin altına giriyor ve her şey belli oluyor. Doğal olarak gazeteci, bugün maaşım şu kadar,1 yıl sonra şu kadar olacak. Ben buna göre adım atabilirim diye düşünebiliyor. İşten atmalara karşı toplu sözleşmelerdeki karşı yaptırımlarımız nedeniyle işten atmalar minimum seviyede oluyor. Ama diğer meslek örgütleri, bütün basın kartı sahiplerini meslek örgütlerine üye yapabiliyorlar. Bu patronlar karşısında bir yaptırım değil mesleki bir dayanışma seviyesinde kalıyor. Bizi temelde diğer meslek örgütlerinden ayıran şey sadece bir mesleki dayanışma, basın özgürlüğü değil, aynı zamanda ekonomik çıkarların da konuşulduğu ve sağlandığı bir meslek örgütüyüz. Temel ayırımımız bu. Gazeteciler meslek örgütlerine üye oldukları zaman mesleki anlamda dayanışma içerisine girebilirler. Ama ekonomik olarak meslek örgütlerinin bir yaptırım gücü yok. Bu TGS’ye ait olan bir şey.

EDK :  İletişim Fakültelerinde her yıl bine yakın öğrenci mezun oluyor. Ama baktığımızda bu fakültelerde verilen eğitimler teorikte kalıyor. Bunun düzeltilmesi için TGS’nin herhangi bir çalışması ya da önerileri var mı?

tgsGD :  Gazetecilik sadece okuldan çıkılarak öğrenilen bir meslek değil. Okulda bunun temel bilgisini alıyorsun ama bu hayatta tam olarak bir karşılık bulmuyor. Bu yüzden sendikamızın TGS Akademi eğitimleri mevcut. Burada asıl olarak öğrencilere bugünün koşullarında gazeteciliğin nasıl yapıldığı, nasıl ayak uyduracakları tarzında eğitimler veriyoruz. 2 yıldır yapıyoruz biz bu eğitimleri. Bugüne kadar yüzlerce öğrenci bu eğitimlerden geçti. Ve bir çoğu bu eğitimler yardımıyla kendilerine iş alanları açtılar. Özünde öğrencilerin bu sektörde yer edinebilmeleri için okulda aldıkları eğitimin yeterli olmadığını bilip ona göre hareket etmeleri gerekiyor. İletişim fakültelerindeki derslerin biraz güncellenmesi gerekiyor. Günümüzde gazeteciliğin nasıl yapılacağını öğreten bir sisteme geçilmesi gerekiyor. Staj uygulaması var. Ama bu staj uygulamaları da genelde bir sömürüye dönüşüyor. Medya kuruluşları stajyer adı altında öğrencileri ücret vermeden çalıştırıyor. Bu sömürüyü de ortadan kaldırmak bu eğitim sisteminin değişmesiyle olur. Bu sistem değişirse öğrenciler belki staj bile yapmadan gazetecilik hayatına direk başlayabilirler. Bir güncellemeye ihtiyaç var. Bu konuda sendikamıza da fikir danışılırsa biz de tabiî ki fikrimizi anlatırız. Ama bunun dışında bu değişim olsun deyip kenara çekilmiyoruz. Biz de kendi açımızdan kendi cephemizden öğrencilerin yeni medya düzenine ayak uydurması için eğitimler düzenliyoruz.

Gazetenin Geleceği Nereye Gidiyor?

EDK :  Gazeteciliğin geleceğini de konuşmak istiyorum. İnternet gazeteciliği ve sosyal medyanın yükselişiyle basılı gazeteciliğin biteceği tartışılıyor. Siz TGS Genel Başkanı olarak gazeteciliğin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

GD :  Teknolojinin ilerlemesiyle basılı gazeteciliğin rafa kalkacağı söyleniyor. Bence bitmeyecek ama tarz değiştirecek. Sıcak haber vermeye çalışmak yerine daha çok yorum analiz tarzına dönüşen basılı gazeteler ortaya çıkacak. Türkiye’nin şu anki tablosunda çok kısa vadede olacak bir şey değil. Haber çabuk tüketiliyor. Özellikle internet medyası ve sosyal medyada haber gün içerisinde bitiyor. Televizyonların da varlığını küçümsememek gerekiyor. Gazetelerden ertesi gün okunacak haberi televizyonlarda sosyal medyada bitiriyorsun. O yüzden belki gazeteler biraz daha yorumlu haber analiz tarzı bir yayın politikasına geçmeli. Bu her kurumun kendi vereceği bir karardır. Ama sektör buraya doğru geliyor. İnternet medyası şuan dipsiz kuyu. Bunun belli kriterlerinin olması gerektiğini düşünüyorum. Herkes bir web sayfası alıp ben haberciyim diyememeli. Çünkü bu da bir süre sonra merdiven altı çalışmayı da beraberinde getiriyor. Kayıtsız güvencesiz yüzlerce binlerce gazeteci anlamına geliyor. Arkadaşlarımız oralarda gazetecilik yapıyorlar. Ama bunu bir çerçevenin içerisine koymadığınız zaman internet medyası açısından bir temel ilke belirlemediğiniz zaman sıkıntılı işlere imza atılmasına da vesile olabilir. Sosyal medya zaten başka bir dünya. Bunun hem olumlu hem olumsuz tarafları var. Çok hızlı şekilde bilgiye ulaşabiliyorsun. Ama bu ne kadar sağlıklı bu tartışılır. O yüzden bu tarz bilgilerin editöryal kontrolden geçmesi gerekiyor. Bu sosyal medyanın sıkıntılı yönü. Ama bilgiye çabuk ulaşılması anlamında da olumlu bir alan. Bunların hepsinin bir toptan gazetecilik faaliyetinin belki yeniden şekillendirilerek yapılandırılması gerekiyor. Hem internet medyasının hem basılı medyanın.. Burada ekonomik dengeler, kayıt dışının önlenmesi, bunlar önemli çizgiler bizim için.

Gazeteciler Neden Sendikalı Olmuyor?

EDK :   TGS son 2 senede çok eylemler düzenliyor. Türkiye’de binlerce işsiz gazeteci varken eylemlere katılan, sendikalı olan gazeteci sayısı çok çok düşük. Neden gazeteciler sendikalı olmuyor?

GD :  İşin özünde 2 şey var. 1.si Türkiye’de bitirilen sendikal kültür. Özellikle 80 darbesinden sonra sürekli kötülenen bir sendika kuşağı var şuanda. Bu sadece TGS ile ilgili bir durum da değil. Bütün sektörlerde bu şekilde. Sendika kötü gibi bir algı yaratılıp çalışanların sendikalara gitmesi yıllardır egemenlerin uyguladıkları politikalar nedeniyle engelleniyor. İşin özünde bunun kırılması gerekiyor. Bizim sektörümüz için de böyle. Gazetecilerle birebir konuştuğumuzda “tabiki sendikalı olmak lazım, tabiki örgütlü olmak lazım ama” diye cümleler kurmaya başladığı anda aslında yıllardır topluma uygulanan politikaların sonuçlarını görebiliyorsunuz. Kimsenin korkmasına gerek yok. Kimse işten atılmıyor sendikalı olduğu için. Kimse ekstra bir baskıya maruz kalmıyor sendikalı olduğu için. Sendikalı olduklarında bu kesinlikle gizli kalıyor. Bizim sendikamızın üyeleri içinde iktidara yakın medya kuruluşlarından da, iktidar karşısında ya da ortada duran bütün medya kuruluşlarından da gazeteciler var. Ama bunları kimse bilmiyor. Bunları sadece sendika biliyor. Bu korkuyu ortadan kaldırmanın en iyi yolu gizlilik. Bu konuda herkesin içinin rahat olması gerekiyor. turkiye.gov.tr ye girip 1 dakika içerisinde sendikaya üye olunabiliniyor. Şöyle birşey de olması gerekiyor; Bu bizim de en büyük zaafiyetimiz bugüne kadar. Gazeteciler sendikalardan doğru çok kazanım göremiyorlar. Uzun yıllar sadece Anadolu Ajansı’nda sınırlı kalmış bir sendika TGS. İktidar baskısıyla Anadolu Ajansı’nın başka bir sendikaya geçirilmesinin ardından bir değişim yaşadı, yeniden kendine örgütlenmtgs1e alanları açtı. Bugün sektörün toplamında 6 tane toplu sözleşmeli iş yeri var. Bunun 5’i TGS’de örgütlü. Diğeri de Anadolu Ajansı zaten. Birşeyleri değiştirmeye başladık. Bunu sürdürmemiz gerekiyor. Gazetecilerin de üye olduklarında onlara bir çıkarı bir geri dönüşü olduğunu anlatmamız gerekiyor. Üye olmanın sendikaya sadece aidat vermek olmadığını bilmeleri gerekiyor. Sendikalı oldukları zaman, sendika orada örgütlenmesini tamamladığı zaman çalıştıkları kurumlarda geleceklerinin garanti altına alınmış olduğunun bilincinde olmaları gerekiyor. Sendika birşeyler vermeye başladığı zaman gazetecilerin de ilgisinin artacağını düşünüyorum.Biz de ilk yönetim kurulu toplantımızı yaptık. Planlarımızı biraz daha buna göre oluşturduk.

TGS Hangi İşyerlerinde Örgütlü?

EDK :  TGS şuanda hangi iş yerlerinde örgütlü konumda?

GD :  TGS’nin neredeyse bütün medya kuruluşlarında üyeleri var. Toplu sözleşmemiz Evrensel, Birgün, Yurt, Cumhuriyet Gazeteleri ve Bianet’te var. Kocaeli’de bir yerel gazetede toplu sözleşmemiz vardı. O gazete kapatıldı. Bu sayıyı daha da arttırarak büyüyecek sendika. Buralarda gazetecilerin ne kadar zam alacakları, ne kadar maaş olacakları, ne kadar ikramiye alacakları vs hepsi bellidir. Ama bütün medya kuruluşlarında üyelerimiz var.

EDK :  Biraz da gazeteciliğin güncel sorunlarından konuşalım. Gazetecilere yapılan baskılar, sansürler, kovulma ve şiddete kadar varan saldırılar. Bu konuda TGS ne tür çalışmalar yapıyor?

GD :  Biz TGS’yiz. Gazetecilerin sendikası biziz diyoruz. Dolayısıyla yaptığımız çalışmalarda, gazetecilerin maruz kaldığı saldırılarda, işten atılma konularında geldikleri tek adres burası. Bunu çok rahatlıkla söylüyoruz. Bir gazeteci işten atıldığı zaman üyemiz olsun olmasın sendikayı arayıp bir avukata ihtiyacım var diyebiliyor. Sendika avukat sağlıyor. Bir gazeteci ifadeye gideceği zaman arayıp “emniyetten beni ifadeye çağırdılar, bilginiz olsun” diyor. Biz burada bir güven ortamı yarattık. Sendikanın böyle görünmesi gazetecilerin sorunlarının çözümünün adresinin TGS olduğunu ortaya koyuyor. Baskı, sansür bunlara müdahale alanlarınız sınırlı oluyor. Bir yerde örgütlü değilseniz oraya müdahale edemiyorsunuz. Bizim yaptığımız toplu sözleşmelerde basın özgürlüğünü, editöryal bağımsızlığı teminat altına alan maddeler var. Olası bir yönetim şekli değiştiği zaman dahi gazetecinin bağımsız, tarafsız bir şekilde haber yapmasını sağlayacak maddelerimiz var. Bu kıymetli. Bunu yaygınlaştırmanın yolu bütün gazetecilerin sendikaya üye olmasıyla olabilir. Bunu yapabilirsek otosansürün de, sansürün de önüne geçmiş oluruz.

Basın Kuruluşlarının Kapatılması

EDK :  Gazetelerin, televizyonların, radyoların kapatılması çok konuşuluyor. Fetö ve PKK’yla ilişkili olduğu gerekçesiyle yayın organları kapatıldı. Gazeteciler bunlara tepki gösterirken, Özgür Gündem gibi, Zaman Gazetesi gibi bu örgütlerin yayın organı oldukları şeklinde bir izlenim de var. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Biraz ince bir çizgi var sanki?

GD :  Aslında çok net bir çizgi. Bizim sendikamız açısından önemli olan basın özgürlüğüdür. Bizim hangi gazetenin nasıl bir yayın politikası yürüttüğüne müdahale etme şansımız da hakkımız da yok. Zaman, Özgür Gündem gazeteleri ya da Sabah, Habertürk, Evrensel gazetesi, hepsinin bir yayın politikası var. Bu kurumların bu yayın politikası çerçevesinde yayın yapması kadar doğal bir şey yok. Kendine bir politika belirlemiş ve buna göre yayın yapıyor. Bugün Akit Gazetesi AKP karşıtı olan herkesi hedefine alıyor. Yarın iktidar değişir, başka bir iktidar gelirse iktidar karşıtı yayın yapacak. O zamanda bazıları Akit’e terör örgütü muamelesi yapacak. O zaman TGS buna da karşı çıkacak. Gündem için de Zaman için de ya da diğer kapatılan kanallar için de söylenen şeylere karşı çıktığı gibi. Herkesin yayın politikası farklı olabilir, herkes farklı bir düşünceyi yaymak istiyor olabilir. Bu basın özgürlüğüdür. O yüzden ayrımları yaparken insanların hoşuna giden şeyleri söylemek en kolayı. Ama sendikanın duracağı nokta burası olmamalıdır. Sendika için önemli olan basın özgürlüğüdür. Son kapatılan kanallara bakalım. Kapatılan 23 kanalda 800 çalışan var. Bundan öncekinde darbeden hemen 1-2 hafta sonra kapatılan 40 medya kuruluşunda çalışan 2500 kişi var. Bunları oturup değerlendirin. Kaç tanesi eline silah almış, kaç tanesi darbe girişimine katılmıştır? Kaç tanesi bölgede çatışmaya katılmıştır? Bugün 100 gazeteci cezaevinde. Hepsi terör örgütü suçlamasıyla cezaevinde. Kaçı eline silah almıştır? Hiçbirisi. Bir fikri yaymak ya da söylemek suçlu değildir. İddiaları üzerinden yüzlerce gazeteciyi cezaevine dolduruyorsan bu basın özgürlüğü değildir. Biz buna karşı çıkıyoruz. Gazetecilik Suç değildir. Bizim en fazla kullandığımız sloganlardan bir tanesi bu. Kendisini, ifadesini yazıyla sözüyle ifade ediyorsa bu suç değildir. Ama bir gazeteci eline silah alıyorsa bu suçtur ve biz de onun yanında durmayız.

EDK :  Bu anlamda geçmişte Mehmet Baransu’ya da sahip çıktığınızı gördük, Özgür Gündem’e de Sözcü’ye de sahip çıktığınızı gördük. Peki gazeteciliğin de kriterleri yok mudur? Halkın haber alma hakkını savunur, şiddete teşvik etmez gibi. Mehmet Baransu, Nazlı Ilıcak gibi yaptığı gazetecilik yıllardır sorgulanan bu kişilerin yaptıkları ‘Gazetecilik suç değildir’ etiketine sığar mı?

tgs4GD :  Gazeteciliğin bir temel ilkesi var. Sadece Türkiye’de değil dünyada da tarafsız objektif olmak. Ben tarafsızlığa inanan birisi değilim. Herkesin bir tarafı vardır ve o tarafa hizmet eder. Ya da o düşüncenin yayılması için çaba sarfeder. Bugün mecliste Mustafa Balbay milletvekili. Biz Balbay için gazetecidir dediğimizde “hayır o gazeteci değil terör örgütü üyesi” deniyordu. Şimdi milletvekili. Bugün tartışılan isimlerden birisi Nazlı Ilıcak. Benim yaşımdan daha fazla gazetecilik yapmış birisinden bahsediyoruz. Fikirleri bugünkü iktidara uymadığı için cezaevinde. Dün de o iktidarla birlikte yürüyordu. Bu yüzden bir cenahın gazetecisiydi. Çünkü o dönem iktidarın karşısında olan gazetecileri “bunlar gazeteci değil” diyerek suçluyordu. Şimdi durum değişti. Ama Nazlı Ilıcak o zaman da gazeteciydi bence bugün de gazeteci. Türkiye’de gazeteciliğin koşulları var. Biz Adalet Bakanlığı’nda bir görüşmeye gittik. Darbe öncesi dönemde 30 civarı gazeteci cezaevindeydi. Müsteşar Yardımcısına kaç gazetecinin cezaevinde olduğunu sorduk. Kimse yok dedi. Basın sigortalı kaç kişi olduğunu sorduk, 6 kişi dedi. Nasıl gazeteci değil onlar? Gazetecilik faaliyetinden içeride değiller dedi. Zaten Türkiye’de bugüne kadar cezaevine girmiş gazetecilerin hiçbirisi gazetecilik faaliyetinden dolayı içeride değiller. Hepsine bir damga uyduruldu. Ergenekon dendi, KCK dendi, bugün FETÖ deniyor. Kılıflar üzerinden cezaevine alınıyorlar. Ama yaptıkları iştir asıl belirleyici olan. Bence ayrımları yaparken de buradan yapmak gerekiyor. Birini sevip sevmemekle ilgili olmamalı. Bir meslek örgütüysen bunu hiç yapamazsın zaten. Bunun kriteri, yaptığı şey kendi ahlakıyla ilgili bir şeydir. Ama bu insanlar gazetecilik yapıyorlardı. Kötü bir düşünceyi yaymaya çalışıyorlardı, buna katılıyorum. Bugün tıpkı iktidar medyasında çalışanların yaptığını yapıyorlardı. Ya bir gazete şu gazeteleri kapatın diye bir manşetle çıkabilir mi? Sonra o haberi yapan alınıyor içeri. Bu onun yayın ilkeleri, kendi ahlakıyla ilgili birşeydir. Ama yaptığı gazeteciliktir.

TGS Basın Kartı Komisyonu’na Girecek mi?

EDK :  Basın kartı konusuna girmişken devam edelim. Geçen dönem TGS Basın kartı komisyonundan çekilmişti. Bu dönem TGS bu tavrına devam edecek mi?

GD :  Tabiki devam edecek. Aslında bizim orada o dönemde çekilmemizin asıl nedeni, Basın Kartı Yönetmeliğinin değiştirilmesiydi. TGS’nin temsiliyetinin düşürülmesi gibi bir derdimiz yok. Basın kartı komisyonunu meslek örgütleri ağırlığından çıkartıp daha yanlı bir yapıya dönüştürdüler. Hepsinden de tehlikeli olan Genel Müdüre sınırsız yetki verdiler. Şöyle düşünün: Komisyon karar veriyor Ercan Deniz Küçük’e basın kartı verelim diyor. Gazetecilik yapıyor, belgeleri, evrakları herşeyi tamam. Komisyonda herkes tamam diyor ama Genel Müdür istemezse sana kart vermiyor. Genel müdüre böyle bir yetki verildi. Bizim itiraz ettiğimiz şey aslında buydu. Komisyon kararını tanımayacak bir genel müdür. Ya da komisyon dedi ki Ercan’a kart vermeyin çünkü gazeteci değil. Genel Müdür verin derse sen kart alıyorsun. Böyle bir keyfilik olmaz. Bizim itiraz ettiğimiz nokta buydu ve bu yüzden çekilmiştik. Bunun iptali için de dava açmıştık. Bu durum şuan ki yönetimimiz için de aynen geçerli.

“Uluslararası Basın Kartı Veriyoruz”

EDK :  Sarı basın kartı alamayan bir çok gazeteci var. Kurumların verdikleri kartlar da birçok yerde tanınmıyor. Buna karşı TGS’nin sunduğu herhangi bir imkan var mıdır?

GD :  Uluslararası Basın Kartı veriyoruz. Avrupa’da aslında tanınan kullanılan kart bu. Türkiye’de de yavaş yavaş yaygınlaşıyor. Çünkü sarı basın kartı almanın koşulları çok zor. En basitinden gazetecilik mezunuysanız en az 9 ay kartsız çalışmak zorundasınız. 9 ay bu arkadaşımız gazeteci değil mi yani? Ama bu yönetmelikler nedeniyle iş böyle yürüyor. TGS kendi üyelerine Uluslararası basın kartını veriyor. Aradığı koşullar üyelik. Eğer TGS’ye üyeyseniz gelip Uluslararası basın kartınızı alabilirsiniz. Ne kadar koruyor konusuna gelirsek de, bu olayla ilgili bir durum aslında. Kimi olaylarda sarı basın kartı bile geçmiyor. Başbakanlık size onayla basın kartı vermiş. Sen o kartı gösteriyorsun ekstra şiddete uğruyorsun. Bazı yerlerde uluslararası basın kartı yeterli oluyor. Bunun sınırı yok. Aslında basın kartlarını meslek örgütlerinin, sendikaların vermesi gerekli. TGS’ye üye olabiliyorsa gazetecidir zaten. Doğal olarak sendikanın verdiği kartın her yerde tanınması gerekiyor.

Journo ve TGS Akademi

EDK :  Journo ve TGS Akademi çalışmalarınız ve geleceğe yönelik planlarınız hakkında da bilgi alabilir miyiz?tgs3

GD :  journo.com.tr bizim sendikamızın yüzü. Bunu daha da geliştireceğiz. Gazetecilerin uğrak sitelerden birisi haline getirmeye çalışıyoruz. Bugüne kadar iyi gitti, daha da üstüne koyacağız. Yeni medya eğitimlerimiz de devam edecek. Çok önemsediğimiz bir şey bu sendika olarak. Yeni yönetim olarak da kabul ettiğimiz ve sonuna kadar geliştirmeyi planladığımız bir konu. Çünkü gazetecilerin, öğrencilerin bu eğitimlere katılarak kendilerini şuanki koşullara uygun hale getirmeleri bizim için önemli. Değişen, hergün hareketin olduğu bir sektörde ona uyum sağlayan bir eğitim veriyoruz. Bunu yaygınlaştıracağız, belki başka illerde de yapacağız. Şuanlık İstanbul merkezli yürüyor. Ama ilgi çok iyi. 26 kişilik sınıflarda yapılan eğitimler için son başvuru döneminde 260 başvuru yapıldı. Biz 26’sını eğitime alabildik. Bu bile devam ettirmemiz gerektiğinin en büyük işareti. Devam edecek. Gazetecileri hem sendikayla, hem yeni koşullarla buluşturmaya devam edeceğiz.

EDK :  Genç gazetecilere önerileriniz neler olur?

GD :  Gazetecilik inatçı bir meslek. Bir kere girdiniz mi kolay kolay çıkamıyorsunuz. Ben 3 ay bu işi yaptım 5 ay da başka bir iş yaparım diyemiyorsunuz. İyi virüs gibi tarif edeyim ben gazeteciliği. Evet bu sektörde işsizlik, güvencesizlik çok fazla. Genç gazeteci adayı arkadaşlarımız biraz kararlı olurlarsa, inatla ve sabırla bunun üstesinden gelebilir ve bu sektörde yer alabilirler. Onun için inatçı olmaları ve çalışmaları gerekiyor.

Yorumlayın
Paylaş

Bir gönderi yayınlayabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir. Giriş

İngilizce Kursu - İngilizce Dersi - İngilizce Eğitimi - İngilizce Kursları