E. FIFA Yardımcı Hakemi Binali Kartal’dan Röportajlık’a Çok Özel Açıklamalar

0 Yorum

2000’li yılların başında altın çağını yaşayan Türk futbolu son yıllarda bir çöküşe girdi. Kulüpler ve Milli Takım düzeyinde uluslararası başarılara hasret kalan Türk futbolu içeride de düşen futbol kalitesiyle taraftarları memnun etmekten çok uzakta.

Türk futbolunun heyecan ve kalite düzeyinde yaşanan düşüş bir yandan da hakem hatalarıyla sürmeye devam ediyor. Bugünlerde çok gündeme gelmese de bir dönem yurt dışından hakem ithal edilmesi bile tartışılmıştı. Bütün bu tartışmaların içinde A Milli Futbol Takımımız’ın Euro 2016’ya katılması biraz olsun nefes almak adına bizlere umut vermişti. Ancak Milli Takımın grubu 3.sırada tamamlayıp elenmesi yine tartışmalar başlattı.

Türk futbolunun içinde bulunduğu yangını E. FIFA Yardımcı Hakemi Binali Kartal ile konuştuk. İstanbul Bakırköy’deki Atatürk Spor ve Yaşam Köyü’nde bir araya geldiğimiz Binali Kartal, Türk futbolunu, Türk hakemliğini değerlendirdi. Türk futbolunun içinde bulunduğu krizden çıkması için fikirlerini açıkladı.

(Bu röportaj Cüneyt Çakır,İspanya-İtalya maçını yönetmeden önce yapılmıştır)

Röportaj: Uğur TEMEL – Ercan Deniz KÜÇÜK

 

UĞUR TEMEL (UT) :  2015-2016 Futbol sezonunu nasıl değerlendirirsiniz?

BİNALİ KARTAL (BK) :  Dünyada futbolun bir gerilemesi var. Ülkemizde daha çok geriliyor. Bu sezon Türk futbolu için ivme kazanmış değil bir adım gerilemiş haldedir. Daha iyi olması için hiçbir şey yapılmıyor. Çok şey yapıldığı söyleniyor ama hiçbir şey yapılmıyor. İlgililer futbola ilgisiz. Şuan bulunduğumuz spor komplesinin içindeki müstahdem futbolun içindeki yetkililerden daha çok futbolu biliyor. Bunun altını çizerek söylüyorum. Çünkü sadece birilerinin güdümüyle oraya gelmiş, bu işi çok biliyorum deyip oysa hiç bir şeyi bilmeyen insanlardan kurulu Futbol Federasyonu. Oysa geçmişte Türk futboluna bilaücretsiz hizmet etmiş insanların bertaraf edildiklerini görüyoruz. O yüzden iyi değil. Baktığınızda Türkiye’de 36 vilayette profesyonel takım yok. Bu büyük sıkıntıdır.”Efenim Avrupa’da ya da dünyada diğer ülkelerde bu kadar takım yok”.  Hayır biz Avrupalı ya da dünyanın diğer ülkeleri gibi değiliz. Çünkü Avrupalı kendinde profesyonel takım yoksa kendi oyuncuları bir başka ülkede oynayabiliyorlar. Bizim ülkemizin futbolcusu maalesef yurt dışında oynayamıyor. Hal böyle olunca Anadolu’daki insanları değerlendirmek lazım. Bugün ülkemizde futbol oynayabilecek nüfus sayısı 30-35 milyonu bulur. Siz 35 Milyonun içerisinden bugün Milli Takıma topçu bulamıyorsanız bu federasyonun ve ilgililerin hatalarıdır. Ne olacak? Çoklu gruptan seçmede daha çok isim çıkar. Az olsun benim olsun mantığı değil, çok olsun onların içinden birileri çıksın mantığı Türk futboluna çok daha fazla şey kazandıracaktır.

 

Milli Takıma Futbolcu Seçimi Nasıl Olmalı?

UT :  Türkiye Euro 2016’dan elendikten sonra çok eleştirildi. İlk 2 maçımıza aynı kadroyla çıktık. 3. Maçta bazı değişiklikler yapıldı. Bu takıma bir ivme getirdi. İlk attığımız gol, ilk kanat akınımız, ilk isabetli şut ve ilk gol. Bugün Süper Lig’in 3.sü KonyaSpor’dan hiçbir oyuncu Milli Takım kadrosunda yok. Türkiye Futbol Direktörlüğü ne yapmalıdır ki Türk futbolunun geleceği açısından bir takım radikal hareketlerde bulunabilsin? Futbolcu seçimi nasıl olmalı? Oyuncu seçiminde birazcık duygusallık mı öne çıkıyor? Yoksa 3 büyük takım olayı mı? IMG_5345

BK :  Türk futboluna 2 yıl önce atılan en büyük yanlış yabancı sayısının serbest bırakılmasıdır. Bu karar alındığı zaman bunun çok yanlış olduğunu söylemiştim. Demiştimki  “eğer yabancı sayısını serbest bırakırsanız Avrupa Şampiyonası ya da Dünya Kupası’nda yabancılar oynar, siz evinizde seyredersiniz”. Yabancı sayısını serbest bırakarak kendi öz kaynaklarımızı bitirmiş olduk. Emre Mor tercihi geç kalınmış bir tercihti. Emre Mor gibi yürekli çocuklar Avrupa’da olduğu kadar benim ülkemde de var. Bunlar  sahipsizlikten yok olup gidiyorlar. Örneğin 3.Lig müsabakası için Zara Belediyespor-Kahramanmaraş maçına gittim. Zara Belediyespor’da 20-21 yaşında bir Emre Mor, Arda Turan, Emre Belözoğlu vardı. Kimsenin haberi yok. VanSpor’da oynayan stoper bugün rahatlıkla PTT 1.Lig ve Süper Lig’de oynar. Sahipleri yok. Bunun da en büyük etkisi Türkiye Futbol Direktörü’nün bu işe vakıf olmadığı, bilinçsizce bir planlaması olduğu. Türk futbolu iş bilmez menajerlere emanet edilmiş. Onların adam kayırmasıyla adam empoze etmesiyle yürüyor. Oysa Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) sahada olması gerekiyor. Her yerde olması, her maçı takip etmesi gerekiyor.

UT :  TFF her maça gözlemci ve temsil atıyor. Bu gözlemci ve temsilciler sadece saha olaylarını mı gözlemliyorlar? Scoud’ların yaptıkları görevi de yapamazlar mı?

BK :  İşte en büyük sıkıntıda orada. Federasyonun o kurumları revize etmesi lazım. Siz temsilciler kurulunda olan kişilerin kimlerden oluştuğunu biliyor musunuz? Avukat. 40-50 yaşlarında ve temsilci. Bu insan avukat olabilmek için uğraşırken futbol maçına gitme fırsatı olabilir mi? Hayır. Futbolu bilmiyorsa o adam niye temsilci oluyor? Doktor.. Titrinden dolayı temsilci yapmışsın. Bu adamın futbola ayırabilecek vakti var mı? Bilmiyorsa niye gelip bu işi yapıyor? Bir defa en büyük yanlış o. Milletvekilleri var, bürokratlar var. Emniyet görevlileri, valiler var. Bunların olmaması gerekiyor. Onlara saygı duymakla beraber o görevde olmaması gerektiğine inanıyorum. Federasyon bunları gönderiyor. Meşale yakıldı, küfür edildi vs rapor edin biz cezaları keselim deniyor. Kaşıkla verdiğimizi kepçeyle alalım mantığı yanlış. Nasıl olmalı? Eski Milli futbolcular, kariyeri olan futbolcular olmalı. Bir Rıdvan, bir Ali Gültiken, bir Metin Tekin, 2.-3.lig müsabakasına temsilci olarak gittiğinde futbolcu Ali beni seyrediyor diye daha iyi oynar. Antrenör yanlış taktiği Ali’ye yediremez. Seyirci Ali gelmiş seyrediyor der, Ali’nin jest ve mimiklerine bakar, ona göre davranır. İşini bilenlerden temsilciler kurulu oluşturulmalı. Siz de hakemlik yaptınız. Gözlemcilerin gözlemciye ihtiyacı olduğunu gözlemliyorum zaman zaman. Oysa gözlemcilerin de bir kategorisi olması, hatır gönülle gözlemcilik yapılmaması lazım. Süper Lig hakemiyse Süper Lig gözlemciliğinden başlar. Onu her yerde kullanırsın. 2.Lig hakemliği yapmışsa onu 2.Lig e alt liglerde kullanırsın. Bu gözlemci kadronda olan gözlemcilerin boş olduğu haftalarda amatör müsabakalara görevlendirilip oradaki hakemlere mentörlük yapmalarını sağlayacaksınız. Artı onlara vereceğiniz çok küçük de olsa ücretleri almayacaklar derneğe gelir olarak verilecek. Ve dernekte bu parayı sosyal işlerde kullanacak. Böyle olursa bu iş çok daha iyi olur. Yapılanmada sıkıntı var. Seçici olabilmek için seçicilerin sahada olması lazım. Hakemi kamuoyu tespit edecek. Bu nedir? Buradaki gazeteci kardeşimizin hakem hakkında söylemi önemli. Buradaki müstahdemin de hakem hakkında bir fikri vardır. Seyircilerin tepkisi vs. hepsini aldığınızda kamuoyu hakem çıkartmış olur ve herkes kabul eder. Bütün bunları yaptığınız takdirde bu işte muvaffak olursunuz. Adamcılık yok, idealist insanları bir araya getirmek zorundasınız.

UT :  Camiada bir laf vardr; maç hakemini çağırır derler.

BK :  Aynen öyle. Verdiğiniz müsabakaya hakemi herkesin kabul etmesi lazım. Kabul etmese zaten o müsabakaya çıkmaz. Çıkaramazsınız. Bugün oynanan Avrupa Şampiyonası’nda oraya atanan hakemler seçilmiş hakemler. Kimse itiraz ediyor mu? Etmesine gerek var mı? Hayır. Niye? Futbolculardan daha yaşlılar. E siz burada 40 yaşındaki amatör futbolcunun maçına 20 yaşındaki genç kardeşimizi veriyorsunuz. Birbirlerini tanımıyorlar, iletişimleri yok. Hakem kardeşim kartları sallıyor veya cart curt yapıyor. Yok böyle bir iş. Hakem-futbolcu, hakem-taraftar, hakem-görevli, hakem-yönetici, teknik adam arasındaki iletişimi kurmadığınız takdirde bu işte muvaffak olmanız mümkün değil. Birbirinize inanacaksınız. İnanmak için tanımak lazım.

UT :  Şimdi de hakem değerlendirmesine geçelim. Bir söz var; hakem şansı. Hepimiz soyunma odasına çıkarken birbirimize hakem şansı diledik. Fakat son birkaç sezondur yapılan hatalar, bilinçli olduğuna inanmıyorum da sadece hakem şansızlığından mıdır? Hakemler çok eleştiriliyor. Televizyon programlarında özellikle. Bu standartı sağlayamamanın nedeni sadece hakem şanssızlığı mıdır? Başka şeyler de var mıdır?

IMG_5347BK :  Var, çok şey var. Hakemi siz komiteler saklıyorsunuz. Hakemi iletişim kanallarını kullanıp tanıtmıyorsunuz. Tanıtmayınca kulüp, sağdan soldan duyduğu sözlerle hakemi yorumluyor. Oysa gönül ister ki benim İstanbul bölgesi hakemlerin İstanbul’daki Süper Lig takımlarıyla nadir de olsa birlikte idmana gitseler. Birbirimizi tanırız. Birbirimizi tanırsak neyin şanssızlığı olsun. Sana inanacak. İletişim yok yani. Yöneticiler hakemleri kendileri öne çıkmak için saklıyorlar.

Altını çizerek söylüyorum. Şuan Euro 2016’da maç yöneten Cüneyt Çakır’ı, yöneticileri geçmişte rakip oldukları zaman kıskanırlardı. Şimdi yönetici oldukları için methediyorlar. O yüzden hakemlerde kimseyi kimseye rakip etmeyeceksiniz. Hakemlik bir yarış değil. Yarışırsanız birbirlerine çelme takarlar. Kimsenin hakkını kimse gaspedemez. Çünkü sahada düdük çalışıyorsun.  İyiysen kamuoyu seni takdir ediyor. Kötüysen itmeyle dürtmeyle bir yere getirilemezsin. Ama en önemlisi de hakem kardeşlerimizin hepsine eşit şansın tanınmasıdır. Şuan yapılan geçmişte de yapılmıştır. “Efendim biz klasman sayısını düşüreceğiz, klasman kadrolarını gençleştireceğiz” diyerek kendi kadrolarını yaratmaya çalışıyorlar. Kendi kadronu yaratmaya çalıştığın an hakemliğin içine dinamit koyarsın. Çünkü sen daha nesinki? Şurada 1 sene oldu yönetime geleli. 1 sene içinde hakemlerden kopuktun. Tanıdığın 3-5 hakem vardı. Sahada, alanda değildin. Onun bunun önerisiyle hakem klasmanları yapmaya çalışıyorsan hak yersin yanlış yaparsın. 22’ye düşürecekleri hakem sayısı bence 66 tane olmalı.

UT :  Neden peki?

BK :  Siz 22 tane yaparsanız onun içine çok müdahale olur. Bazı hak etmişleri müdahalelerle kadronun dışına çıkartırsınız. Haksızlıkla oraya gelenlerle yarın sıkıntı yaşarsınız.

UT :  Sayı 66’da olsa yöneticiler yine kendi bildikleri hakemlere maç vermeyecekler mi?

BK :  66’nın 22’si siyasetin bürokratların adamları olsun. 22’si eski hakem kardeşlerimizin oğulları olsun. 22 tane de hak etmiş çocuk seçersiniz. Sizin onları verecek her maçınız var. Öyle bir maç verirsiniz. Kümede kalma maçı gibi. O zaten iyiyse yerini bulur. Hakemlik sahada terfi ettirilir. Kayırma olmaz. Ama bu şansı tanımak zorundasınız.  Siz kalkar sadece 22 yaparsanız onun içerisinde 5’i onun, 5’i bunun adamı.. 10 tanesiyle bu ligi götüremezsiniz. Sakatlığı var, kötü günü olmuş olabilir.

Artık futbol şov dünyasıdır. İnsanlar sürekli aynı showmeni televizyonda görmek istemezler. Değişik isimler olsun.

 

Cüneyt Çakır’ın Euro 2016 Geleceği

UT :  Cüneyt Çakır, Euro 2012’de gruplarda 2 maç yönetti. Yarı finalde İspanya-Portekiz maçını yönetti. 2014 Dünya Kupası’nda gruplarda 2 maç yönetti. Yarı finalde Arjantin-Hollanda maçını yönetti. Euro 2016’da gruplarda 2 maç yönetti. Cüneyt Çakır Euro 2016’da finali görür mü?

BK :  Sevgili Cüneyt Türk hakemliği için nadide bir çiçek. 40 yılda bir yetişir. Cüneyt üzerinden Türk hakemliği çok iyi ya da çok kötü demek yanlıştır. Cüneyt imrenilen ama kıskanılmayan bir hakem olmalı. Cüneyt’e imreneceğiz ama kıskanmayacağız. Ben Cüneyt’i hiç kıskanmadım hiç rakibim olmadı çünkü. Türk olduğum için imrendim. Avrupa’da bir maçı iyi yönettiğiniz takdirde 2.maç gelir. Cüneyt finale çıkacak diye kimse bir şey diyemez. Çıkamaz da diyemez. Şartlar çok önemli. Örneğin finali Türk Milli Takımı oynasaydı Cüneyt’in final maçını yönetmesi mümkün değildi. Geçmişte bir takımla bir problemi varsa finale çıkması mümkün değildir. Adım adım gidiyor. İtalya-İspanya maçıyla inşallah daha başarılı olur. Ama bunun yanında oradaki hakemler de sıradan hakemler değiller. UEFA’da FIFA’da hakemliğin son deminde olanların önceliği vardır. O hakemi onore etmek için finali ona verirler. Cüneyt final maçını yönetemezse başarısız, yönetirse başarılı demek yanlış. Cüneyt bizim bir değerimiz, onurumuz, gururumuz. Gönül isterki daha iyi yerlere gelsin. Cüneyt’e buradan şu öneride de bulunmak isterim. Yaptıklarıyla gelecekte Türk hakemliğine yön verecek kişi olacak.  Merkez Hakem Komitesi Başkanı olacak. Ama şunu yapmasını öneririm. Cüneyt sahada olmalı. Anadolu’ya müsabakaya gittiğinde o ildeki hakemlerin maçlarını izlemeli. O hakemlerle maç öncesi veya sonrası konferanslar toplantılar yapmalı. Çünkü Cüneyt’ten öğrenecekleri çok şey var. Onlara vakit ayırmalı. Cüneyt İstanbul’da Riva’da fanusun içinde saklanmamalı. İstanbul hakemlerinin abisi ve onların içinde olmalı. En azından haftada bir idmanda beraber olmalı. Cüneyt’le fotoğraf çektirmek bile bir hakemin onurudur, sevincidir. O yüzden eğer gelecekte daha iyi hakemler yetiştirmek istiyorsak, Cüneyt’te gelecekte yönetici olmak istiyorsa hakemleri tanımalı. Yarın bir gün Cüneyt’e bugünkü pozisyonuyla bu görev verilirse Cüneyt bu işte muvaffak olamaz. Kimseyi tanımıyor. Sen ben şu hakem iyi diyeceğiz. Hayır böyle olmaz. Cüneyt’in kriterleriyle senin benim kriterlerim bir olamaz. Eğer başarılı olacaksa Cüneyt kendi kadrosunu yapmalı. Bugün ben yılda yaklaşık 100-110 tane canlı müsabaka izliyorum. Televizyonda yayınlananlar hariç. Amatör sahalarda, illerde, kendi imkanlarımla. Fahri olarak birçok hakem arkadaşıma mentörlük yapıyorum. Tanıyorum. Çünkü hiçbir beklentim yok. Eğer Cüneyt bunu yaparsa gelecekte çok daha başarılı olur. Babası bunu yaptı. Serdar Çakır, Cüneyt Çakır’ın yaratıcısıdır. Hiç kimse Cüneyt üzerinden kendine prim yapmasın. Tek yetiştiricisi babası Serdar Çakır’dır. Bu konuda asıl teşekkür edilecek Serdar Çakır’dır. Yaptıkları tartışılmaz. Örneğin 1992 veya 93 senesinde Fenerbahçe-Beşiktaş maçına Serdar Çakır, Nurettin Dehmen ve ben çıktığımızda Cüneyt 13 yaşındaydı ve tribünde babasını izliyordu. İleriki yıllarda Cüneyt Çakır Kocaeli Üniversitesi’nde okuduğu zamanlarda İngilizce herkeste yoktu. Öğrenmek çok pahalıydı. Cüneyt’in o zamanlarda Mecidiyeköy’de lisan öğrenmesini sağladı. Bütün bunları Sayın Serdar Çakır yaptı. O yüzden Cüneyt’e naçizane önerim alanda olması, hakemlerle istişarelerini çok iyi yapması. Alanda olup geleceğin kadrosunu görmesi lazım.

UT :  Cüneyt Çakır Avrupa’daki maçlarda tartışılmazken Türkiye’de çok fazla tartışılıyor. Acaba amiyane tabirle kafada tilki mi var?binali

BK :  Hiçbir şey yok. Kafalarında tilki olan seyirciler, yöneticiler ve antrenörler. Euro 2016’da Milli takımımızın müsabakalarına yabancı hakemlerin çıkmak istemediğini biliyor musunuz? Çünkü dertsiniz, sıkıntısınız, taca itiraz ediyorsunuz diyorlar. Hakemi dövecek gibi oluyorsunuz. Oysa diğer müsabakalarda hakemin kararları eleştiren oyuncu ya da antrenör gördünüz mü? Ama bizim teknik direktörümüz özel maçta 4.hakeme telefonda görüntüleri gösteriyor.

UT :  Portekiz-Hırvatistan maçında normal devrede Nani’nin 1.5 m auttan çevirdiği topu hakemler oynattı. Pozisyon autla sonuçlandı. Kimse çıkıp itiraz etmedi.

BK :  Olabiliyor işte. Futbol hatalar oyunu. Ama bizde hatalar hiç kabul edilmiyor. Sen karşı karşıya kaldığın pozisyonda boş kaleye golü atamıyorsun. Ondan sonra santimlerle ölçülecek ofsayt pozisyonunda yediğin golden hakemi sorumlu tutuyorsun. Hakeme kırmızı kart gösteren futbolcuyu Süper Lig’e yeni çıkmış bir takım transfer ediyor. O takım bu sene küme düşecek olanların başında gelir. Çünkü yanlış bir tercih. Trabzonsporlu oyuncuyu Adanaspor transfer etti. O topçunun o takıma hayırlı olacağına inanmıyorum. O takımı bozar. Çünkü niyeti belli. O yüzden önce takımlar futbolcular kendi işlerine baksınlar. Ne zamanki biz bu ülkede doğruları yapıyorsak o zaman başarılı oluruz.  Müsabaka seyrediyorum. Daha maçın başında teknik direktör önündeki taç atışında yardımcı hakeme hatalar bulur. 90 dakika boyunca hakemle uğraşmaktan topçularının ne yaptığının farkında değil.  Hakem gözlemcisi sahada oynanan maçta çok istisna olmadığı sürece sahadaki oyuncunun nasıl oynadığını bilemez. Çünkü hakemi seyrediyordur. Eğer bir antrenör hakemi seyrederse topçuların ne yaptığını bilemez. Müsabakada kazanma şansı yoktur. Herkes işini yapacak. Niye yapmıyorlar? Çünkü hep kafalarına tilkiyi sokuyorlar. Benim hakemlerimin kafasında tilki yok. Tilkiyi sokan sen ben antrenör, taraftar. Biz o tilki sokmayalım hiçbir şey olmaz. Şimdi sosyal medyada bakıyorsun “Cüneyt Çakır İtalya’dan hesap soracak”. O ne demek ya? Cüneyt o yolları geçti. Hakemin, hakimin, polisin tarafı olmaz. Suçlu babası da olsa. Bu ne biçim duygusallıktır? Geçeceksiniz bunları. Cüneyt Çakır o yolları aştı. Türkiye’de futbolu doğru oynarsak futbolcu çıkarırız. Türkiye’de birbirimize inanır güvenirsek birbirimizin ayağından çekmezsek çok daha doğru işler yaparız. Hakem diğer hakemin ayağından tutup çekerse, yönetici kendi ilinde ben yönetici olayım başkası olmasın derse, antrenör bir takıma gitmek için uydur-kaldır işler yaparsa, futbolcu menajere “sana 3 lira yerine 5 lira vereyim beni bu takıma bağla” derse Türk futbolunun geleceği nokta budur. Federasyonun ehil insanlarla dolu çok iyi bir kadrosu olması lazım. Bütün müsabakalar gözlemlenmeli, izlenmeli, orada her futbolcuya, her antrenöre, her hakeme notlar verilmeli. Aldıkları notlarla hakemlerin, futbolcuların, antrenörlerin, hakemlerin puanları olmalı. O puanlarla bir sonraki sezon transfer yapabilmeli. Bir futbolcuyu 100 tane temsilci izler ona not verir. Aldığı notlarla federasyon sitesinde yeri belli olur. Futbolcu transfer edeceğinizde oradan seçersiniz. Menajerlerin kucağına futbolcuyu atmamış olursunuz. Hakemler de öyle. Her hakemi izleyen çok kişi olmalı. Yanlışları rapor edilmeli, bu raporlar çok adil olmalı. Türkiye’de futbol bilinmez bir denklem değildir. Anadolu’da her kulübün mutlaka alt yapıları olmalı. Yaz ayındayız. Herkes Avrupa Şampiyonası’nda odaklandı. Anadolu’da okullar tatil. Her kulüp kendi futbol okullarını açıp oradan çocuklar yetiştirmeli. Milyonda bir çocuk kazanırsak 3.5 tane Emre Mor çıkarırız. Bugün Milli Takıma gelmek için taklalar atan futbolcular 2 maç oynayıp da Milli Takımı yönlendirmeye kalkmazlar bu sefer.

 

A Milli Takım’ın Euro 2016 Performansı

ERCAN DENİZ KÜÇÜK (EDK ) :  Hocam hazır Euro 2016’yı konuşmuşken Milli Takımımız 3 puan alarak grubu 3. sırada tamamladı ve turnuvadan elendi. Milli Takımın oyun kalitesi, taktik hatalar, Fatih Terim’in tavırları çok tartışıldı. Terim’in, Arda’nın egoları dendi. Taraftar suçlandı. Euro 2016’yı Türkiye açısından nasıl değerlendirirsiniz? Bu başarısızlığın nedeni sizce nedir?

BK :  Euro 2016’ya belki de hiç gitmemeliydik.

EDK :  Buraya gelmek de bir başarı dendi ama?

BK :  Ama nasıl bir başarı? Geçen yıl her şeyiyle skandal olan bir lig yaşadık. Müsabakalardaki yanlışlar, takımlar, düşenler, düşmeyenler, haklı haksız düşenler. Bakmayın birçok şey halının altına süpürüldü.  Euro 2016’ya gitmemiz büyük bir sürprizdi. O da herhalde Milli Takımın yöneticileri mi, teknik ekibi mi, topçular mı istiareye yattılar, falcıya gittiler fallardan biri mi tuttu? Öyle gittik. Gitmeseydik biz birçok yanlışı görecektik. Bir takım yanlış sloganlarla iddialı sözlerle oraya gittik ve madara olduk. Biz oraya gittiğimizde topçular havalara girmeselerdi, reklam yıldızı olmasalardı, Fatih Terim “Türk milletiyle beraber yaptık” deyip geçmişteki başarıyı kendine fatura çıkarmasaydı.. Ki bunu itiraf etti. Başarıda hep ben varım başarısızlıkta herkes var zihniyeti, topçuların kulüpleriyle olan sıkıntıları, bu sıkıntıları örtbas edip çözemediler. Ve biz iyi değildik. Gitmeden önce bizim göremediğimizi dünyalı, Avrupalı görüyordu, Türkiye başarılı olamaz dediler ve bu gerçekleşti.

Biz ülkede her şeyi maddiyata, profesyonelliğe döktük. En büyük tehlike profesyonelliktir. Profesyonellik demek bir insana hizmet etmektir, bunun bedeli vardır. Bedelini alırsın. Çalıştığınız yerde patronunuz bu işi yap diyorsa yapıyorsunuz ve onun karşılığında para alıyorsunuz. Ama size yanlışı da yaptırabilir. Milli Takımda paranın 2. Planda olup amatör ruhun var olması lazım. Seyircinin tepkisi haklıdır. Çünkü bu takım bizimdir. Milli Takımın her şeyine karışılması yanlıştır. Formaların rengine bile karışılması yanlıştır. Milli takımın milli duyguları vardır. Onları sahaya tribüne yansıtamazsınız bunlar yaşanır. Bir süreçten geçiyoruz. Ama iyi bir süreç değil. Futbolun birilerinin babasının malı olmaması lazım. Futbolun dili dini ırkı rengi yoktur.

UT :  Futbol siyasallaştı mı?

BK :  Kesinlikle siyasallaştı. Şuan antrenörler X partide değil diye takım çalıştıramıyorlar. Futbolcular X partili değil diye takım bulamıyorlar. Keza artık hakemlerin içerisine de maalesef girdi.

IMG_5359UT :  Özellikle MHK Başkanının bir partinin bir ilçede belediye başkan adayı olması ve seçimi kaybetmesinden sonra MHK Başkanlığına getirilmesi ve ekibini buna göre ayarlaması Türk futbolunu geri götürmez mi?

BK :  Tabiki geri götürür. Bir siyasi partinin peşine takılıp da kendi egoları için bir yerlere gelen insanlar gelecekte bunun bedelini öderler. Bugün kendilerini maddi-manevi olarak tatmin etseler de bunun bedelini öderler. Spor özellikle futbol hiçbir yanlışı kaldırmaz. Ahrete kalmaz bu dünyada bedelini öderler.

 

A Milli Takımın Turkuaz Forması

EDK :  Milli Takım turkuaz formayı hangi maçta hangi turnuvada denediyse hem taraftar ilgi göstermedi hem de başarılı olmadı. Geçmişte bir turnuvada turkuvaz forma denendi. Vazgeçildi sonrasında performans daha da yükseldi. Bu turkuaz forma neyin nesidir? Ve taraftarlar bu formaya neden alışamadı?

BK :  Şu an bayrağımız Kırmızı-Beyaz. Ya bu renk bu sene moda. Turkuaz yapalım gibi oluyor. Bazı değerler vardır ki değiştirilmez. Anayasanın ilk 3 maddesi gibi, değiştirirseniz bozulursunuz. Değiştirilmemesi lazım. Milli forma da böyledir. Geçmişte göğsümüzde bant renginde Ay-Yıldız vardı. Onu da insanlar yanlış biliyor. UEFA ve FIFA’nın milli formaların şekilleri konusunda sirküleri vardır. O sirkülere uymak zorundasınız. Renklere karışmazlar. Ama göğsünüzün tam ortasına bayrağınızı koyamıyorsunuz. Formanızın göğsünüzün sol tarafına koyabiliyorsunuz.10 cm daha büyük olsun da diyemezsiniz. Ebatları bellidir. Bütün dünya ülkeleri ona uymak zorundadır. Ama renklere karışmaz. Rengimiz de kırmızı beyaz. Kırmızı beyaz olmalı kardeşim.  O yüzden turkuazı veya başka bir rengi kabul edemiyorum. Semt takımı değilsiniz. Değiştirirsin semtin insanları sever kabul eder. Başkası sevmek zorunda değildir. Ama Milli Takım herkesin seveceği, ortak olmalı.

EDK :  Milli Takımın aldığı primler, Fatih Terim’in yüksek maaşı da çok tartışıldı. İngiltere, Almanya gibi iddialı ülkeler bizim kadar prim vermiyor. Sizce Milli Takım bu primi hak etti mi?

BK :  Hiçbirisi hak etmiyor. Spor camiasının 30 yıldır içindeyim. Bu ülkenin futboluna hizmet etmiş, antrenör olmuş, şuan iş bulamayan desteğe ihtiyacı olan antrenörler varken Milli Takımın teknik direktörünün o kadar para alması, yukarıda Tanrı görüyor, o yüzden muvaffak etmiyor. Birçok teknik direktör aynı vasıflarla top oynayıp iş bulamaz, işe ekmeğe ihtiyacı varken onun aldığı parayı dağıttığınızda Türkiye’deki bütün antrenörlerin karnı doyuyorsa o işte bir yanlışlık var. Futbolcu arkadaşlar dönüp baksınlar. Bugün Türkiye’de nice futbolcu arkadaşlar işsiz, evlerine ekmek götüremiyorlar. Kendileri de bir gün o noktaya gelecekler. Eğer o futbolcu arkadaşlar arkadaşlarına aldıklarından bir pay ayırsalar çok daha başarılı olacak, çok daha para kazanacaklardır.

UT :  Bazı oyuncuların aldıkları primleri geri verdikleri basına yansıdı. Bildiğim kadarıyla alınan primler geri verilemiyor, ancak bağış yapılabiliyor.

BK :  Tribüne oynuyorlar. Aynı yere bağış yapabilirler. Tepkilerden dolayı kendilerini kurtarmak için tribüne oynuyorlar. Keşke en başında deselerdi ve bu hale gelmeseydi. Testi kırıldıktan sonra olmadı. Milli Takımdaki futbolcuların geleceği düşünerek, geçmişte yapılan hatalara düşmemeleri gerekiyor.

 

Euro 2016 Sonrası A Milli Takım’da Değişiklik Yapılmalı mı?

EDK :  Fatih Terim’in bir takıma gideceği konuşuluyor. Oyuncular çok tartışılıyor. Bundan sonra Milli Takımda nasıl bir değişiklik nasıl bir düzen beklersiniz?

BK :  Değişim şart. Milli Takımın başına gelenler kendilerini kral yerine koymasınlar. O zaman zaten başarısız oluyorlar. Bütün spor ailesiyle iç içe olmalılar. İç içe olduğun zaman birçok şeyi görebiliyorsunuz. Kendilerini toplumdan soyutlamamalılar. Milli Takım Teknik Direktörü yerli olmalı ve hiçbir siyasi oluşumun içine girmemeli. Yine siyaset tayin edecek Milli Takım Teknik Direktörünü. O yüzden biz 2018’i de kaçıracağız. Ama siyasallaşmaz, insanlarımıza eşit davranır, geleceğin takımını hiç geç kalmadan bugünden yaratmaya çalışırsak çok iyi etüt ederek. Bu ülkede 10 tane Milli Takım oluşturacak kaliteli oyuncular var.

UT :  Dünya Kupası bilerek pas geçilip 2020 Avrupa Şampiyonası temelleri mi atılmalı?

BK :  Hayır. Şuan 2018’i kurtaracak kadro var. Ama 2020 için de bugünden çalışabilirsiniz. Sahaya alana insinler. İnanın ülkemin her köşesinde bir tane Arda Turan, Emre Mor var. Danimarka’da yetişti diye 18 yaşındaki çocuğu takıma alıyorsunuz ama Langa’da oynadı diye bundan topçu olmaz diyorsunuz. Milli Takımın takipçi hocaları müsabakaya gelip 10 dk seyredip kaçıyorlar. İyi takip etmiyorlar. Bu yıl yine Konya’da oynanan U15 turnuvasına gittim. Samsun’un bir takımı vardı. Orada 8 Numara giyen 15 yaşında bir çocuk vardı. Bu ülkenin değerleri çok büyük. Ne kadar ye3seler de tüketemezler. Vakit geçmeden de Türk futboluna kazandırılmaları gerekiyor.

 

Binali Kartal MHK’ne Girecek mi?

UT :  2 Mart 2013’te verdiğiniz bir röportajda “Anadolu’yu bu ülkenin değerlerini görmek için karış karış geziyorum. Merkez Hakem Komitesi (MHK)’ne girebilmek için” demişsiniz. Jübile maçınız 15 Mayıs 2004’te. Aradan 12 sene geçmiş. Binali Kartal kendi isteğiyle MHK dışında yoksa Binali Kartal MHK’ye almak istemeyenler mi var?kartal

BK :  Binali Kartal’ın tabiî ki hedefi var. MHK üyesi olmak. Ama bu hedeften yavaş yavaş uzaklaşıyorum. Sebebine gelince bu hedefe ben her adım attığımda huzursuz oluyorum. Sevenlerim uzaklaşıyor benden. Oysa ben şuan bu hedeften uzak olduğum için çok mutluyum. İmrenilen birisiyim, kıskanılan birisi değilim. Bu beni çok mutlu ediyor. Hakemliği bıraktıktan sonra gözlemcilik yaptım. Ama beni tatmin etmedi. Birkaç maça çıkmak beni kesmedi. Şuan fahri mentörlük ve fahri gözlemcilik yapıyorum. Takip etmiş olduğum, 20 tane fahri mentörlüğünü yaptığım, içerisinde 2009’dan beri Süper Lig’e çıkarttığım isimler var. Çıkacak olan kardeşlerimiz var. Şuan tepeden tırnağa adil ve düzgün Klasman yapacak portföyüm var. Bunu kendimi methetmek için söylemiyorum. Hakemlerin niyetlerini, kimin ne için ne yaptığını çok iyi biliyorum. Fırsat verilseydi olurdum MHK üyesi. Ama şuan öyle bir beklentim yok. Yapmayacaklarını da biliyorum. Yapmazlarsa hiç umurumda değil.  Bugün zaten derneklerde, il hakem komitelerinde hak etmeyen insanların olduğunu biliyorum.  Birilerinin güdümüyle oralara gelenleri biliyorum. Özellikle Anadolu’da geçmişte hasbelkadar bir nebze hakemlik yapıp da il hakem komitesi dernek başkanı olanlar, arkasından gelen çok iyi çocukların önlerini kestiklerini de biliyorum. Kendisi C ve ya B hakemi olmuştur. Alttan gelen çocuk B veya A olursa yarın öbür gün onun görevini alacaktır. Görevi kaptırmamak için o çocukların alaşağı yapıldığını da biliyorum.  Bütün bunları bilen birisi olarak düzeltmek için orada olmak istiyordum. Ama onlar istemiyorlar. Şuan imrenilen birisiyim. Birçok genç hakem kardeşimizin de umuduyum. Onlara ışık olmaya çalışıyorum. Bunu da başardığıma inanıyorum. Gittiğim yerlerde itibar görüyorum. Karış karış Anadolu’yu gezdim. Sosyal medyayı çok iyi kullanan birisiyim Oradaki birçok hakem kardeşimle bir araya geldiğimde zarar görmesinler diye fotoğraflar paylaşmıyorum. Hiç kimseden hiçbir beklentim yok. Bu iş için hiçbir kulüple istişarem yok. Birçok televizyon kanalına yorumcu olarak gidiyorum. Hiçbirinden akçeli hiçbir işim olmadı. Kimseden para almadım. Profesyonel olarak çalıştığımı da herkes bilir. Örneğin 2009’da bir kulüpte menajer olarak çalıştım. Başımın dik, alnımın ak olmasının, emin adımlarla yürümemin sebebi budur. Hiç kimseyle akçeli işim olmamıştır. Türk futbolunu o kadar dolaşmama rağmen hiçbir yönetici, idareci “iyi bir topçu var mı?” diye bana sormaz. Çünkü işlerine gelmez.  Ama en azından şuan elimde çok iyi bir hakem kadrosu var.

 

Hakemliğin Profesyonelleşmesi

EDK :  Hakemliğin profesyonelleşmesi de başladı. Bazı hakemlerle sözleşme yapıldı. Bu hakemliği kurtarır mı yoksa boşuna bir çaba mıdır?

BK :  Çok büyük zarar verir. Geçmişte hakemler üniversiteden sertifika alsınlar öyle hakemliğe başlasınlar dediklerinde o gün çıkıp bağıra bağıra yazdım. Çok büyük garabetti, okuldan hakem olmaz diye. Hakemlik toprak sahada olur. 1 sene sonra vazgeçtiler. O arada birçok çocuk kaybolup gitti. Profesyonel hakemlik çok büyük yanlıştır. Hakemlik para için yapılmaz. Herkesin hakemlikte işi gücü, aşı olmalı az çok. Bakırköy Belediyesi’nde temizlik görevlisi olursun. Ama yüreğin olur çıkar hakemlik yaparsın. Futbolcunun profesyoneli vardır, menajeri vardır, alır satar, oyna oynamaz der. İyi oyna bu takıma götüreceğim, kötü oyna seni bu takımdan kurtaracağım der. Teknik Direktörün menajeri vardır. Ona maç şöyle olsun böyle olsun der. Ama hakemliğin profesyonelliği olursa, 20bin 30bin lira maaş alıyorsa yarın öbür gün maaşı verenin söylemleri ya da meyilinden dolayı parayı devam ettirmek için farklı yola saparsan vay haline.

EDK :  Eklemek istediklerinizi alalım.

BK :  Hakemi kamuoyu belirleyecek. Kulüp seni tanımalı. Sana saygı gösterirse sorun olmaz. Taraftar ve yönetici seni desteklemeli. Burada geçenlerde bir maç seyrediyorum. Hakem 13 yaşında bir çocuğa kırmızı kart gösterdi. Çocuk maç bitti yanına gitti, çocuğu kovuyorsun. Olmadı. Çocuğa zaten kartı gösterdin. Konuş ikna et. Amatör kulüplerin başkanları çok zor şartlarda bu işi yapıyorlar, gelirleri yok. Saha bulamıyorlar. Adam yaptığın hataya tepki koyuyor. 50 yaşındaki adamı benim 20 yaşındaki hakemim kovuyor. Senin öyle bir hakkın yok. Hakemlik yaşının aşağı çekilmesi de çok büyük yanlış. Avrupa’da 70 yaşındaki adam hakemlik yapıyor. Hakemlik yapmak isteyen herkesin önünü açacaksın.  En önemlisi Faal Futbol Hakemleri Gözlemcileri Derneği’nden faal kelimesini kaldıracaksın. Bütün bu işe emek veren insanları burada toplayacaksın. Korsan hakemlik diyorlar.

Korsan hakemlik diye bir şey yoktur. Korsan hakemlik diyenlerin kendileri korsandır. Nasıl eski futbolcular masterlar ligi, veteranlar ligi gibi özel turnuvalara gidiyorsa, ben ayağım yettiğimce, özel turnuvalara giderim. Hakemliği faal olan olmayan diye ayırır insanları dışlarsanız onlar da gider özel turnuvalara gider. Kimse kimsenin bu hakkını elinden alamaz. İsteyen adam istediği maça çıkar. Dersinizki bu faal kelimesini kaldıralım herkes burada olsun. Özel turnuvada hakem isteniyorsa isteyen adamı gönderirsin. Korsanlık diye bir şey söz konusu değil. Bu hobidir. İsteyen istediği maça gider. Resmi maç senin elindedir. Ama gayri resmi maçlar yüreği yiyen ayağı çeken herkesin. Hakem formasının rengini de sen belirlemiyorsun. Milli bir şey de değildir.

 

Yorumlayın
Paylaş

Bir gönderi yayınlayabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir. Giriş

İngilizce Kursu - İngilizce Dersi - İngilizce Eğitimi - İngilizce Kursları