‘’Günümüz şarkılarının ruhu yok’’

0 Yorum

Otuzlu yaşlarına merdiven dayamış nesil onu ‘’Çokemel’’ ismiyle tanıyor. Erkek egemen medya dünyasında radyonun en yoğun saatlerinde yıllarca program yapan, erkeklerin içinde çabalayan ve ayakta kalan Emel Yalçın ile kurduğu PR ajansını, albümünün hikayesini, radyoya olan aşkını ve ülkemizde radyonun durumunu konuştuk. Bize açık sözlülükle her şeyi anlattı. Bu erkeklerin arasında, hayalinden vazgeçmeyen bir kadının hikayesi.

ENİS DERDİMENTOGLU (ED): 20 yıldır radyoculuk yapıyorsunuz. Türkiye’de radyoculuk şu anda ne durumda ve siz başladığınızda ne durumdaydı?

EMEL YALÇIN (EY): Kötü durumda, şu an çok iç açıcı bir durumda olduğu söylenemez radyoculuğun. Bizim başladığımız dönemlerle bu dönem bir değil. O zamanlarda müziği insanlara biz iletiyorduk dolayısıyla sanatçıları biz tanıtıyorduk. Şimdi artık dijital platformlar ile insanların müziğe daha kolay ulaşabilmesi ile beraber dinlenilme oranları düştü. Üniversitelerde yaptığımız panellerde de bunu görüyoruz, ‘’Radyo dinleyen kimler?’’ diye sorduğumuzda 10 kişi falan el kaldırıyor. Radyo artık daha çok bir müzik kutusu görülüyor. İlk başladığım dönemlerden, 5-6 sene öncesine kadar radyo sadece bir müzik kutusu değil bir yol arkadaşıydı. Öğrenciler yurtta, ders çalışırken, taksiciler yolda, ev hanımları yemek yaparken mutfakta dinlerdi. Onlara yol arkadaşlığı yapıyorduk. Özel radyoların sayısının artmasıyla, radyo yöneticilerinin değişmesi ile beraber maddi çıkarlar ön plana çıktı, böylelikle radyo git gide müzik kutusu halini almaya başladı. Konuşan radyo sayısı çok az artık bu beni çok rahatsız ediyor çünkü benim için radyo basit bir müzik kutusundan ziyade az önce de söylediğim gibi insanların yol arkadaşıdır. Bizim başladığımız yıllar çok keyifliydi ben 15 yaşında başladım. Sevgili abim, kuzenim Uğur Temel’in radyocu olması ile beraber, böyle bir rol model olunca onun yanına gide gele bende yapmak istiyorum dedim. Kendisi benim yolumu açtı sağ olsun. Sonra o erken bırakmak zorunda kaldı, erken emekliye ayrıldı, ben hala devam diyorum.

‘’MEDYA PATRONLARI KONUŞAN RADYOCU İSTEMİYOR’’

ED: Evinde fiziki olarak radyo olan insan sayısı git gide azalıyor, telefonlarımızda radyo var evet ama şu an asıl hiç vazgeçilmeyen şey arabada radyo dinlemek. Radyo bu kadar kan kaybederken bu alışkanlığımız nasıl gerilemedi?

EY: Bundan insanlar gerçekten vazgeçmedi. Yapılan araştırmalara göre de insanlar en çok arabada Drive Time(sürüş zamanı: 18.00-20.00) saat dilimlerinde radyo dinliyor. Bende zaten uzun yıllar Drive Time programcısıydım. Kadın-Erkek ilişkileri üzerine program yapıyordum. Aslında biraz psikolojik bir programdı, çok çözdüğümüz ilişki, boşanmadan döndürdüğümüz evlilik oldu. Keşke bunları bu dönemde de yapabilsek ama yapamıyoruz çünkü radyo patronları konuşan radyocu istemiyor artık.

ED: Bir yıl önce Youtube kanalı açmışsınız ve aslında hiç de az izlenmemişsiniz. Yine kadın erkek ilişkilerine dair videolar olmuş. Youtube’u neden bıraktınız? Devam etmeyi düşünüyor musunuz?

EY: O sponsorlu bir programdı aslında, maliyetlerimizi karşılıyordu. Krizin gelmesi ile bizden elini çekti, biz de maliyetleri karşılamak istemedik.

ED: Peki müzikle yıllardır bu kadar iç içe olan biri olarak en sevdiğiniz müzik türü nedir? Ne dinliyorsunuz?

EY: Ben bir radyocu olarak ayrım yapmıyorum iyi olan her şeyi dinliyorum. Yabancı müzik de dinliyorum, türkü de dinliyorum, sanat müziği de. Ama sanırım pop müziği sevmiyorum. Çok sıkıldım bu pop müzikten, popüler, yazlık, bakkal şarkılar dediğimiz şarkılardan çok sıkıldım, birazcık eski kafalıyım bu konuda. Daha çok Bülent Ortaçgil’ler, Sezen Aksu’lar, Fikret Kızılok’lar dinliyorum. Onlar, benim kaçış planım gibi genelde.

‘’GÜNÜMÜZ ŞARKILARININ RUHU YOK’’

ED: Peki günümüz pop şarkılarının da sözleri gayet iyi olduğu halde çabuk unutuluyor. Biz hala 90’ların şarkılarını dinlemeye devam ediyoruz bunun sebebi nedir? 90’lı yılları özel kılan ne?

EY: Günümüz şarkılarının ruhu yok… Ne sözlerinde ne bestesinde, hepsi bir matematik üzerine kuruluyor. Nakaratta patlatırız, şöyle yaparız denildiği için ruh yok. 90’larda Uzay Heparı’lar, Onur Tunç’lar vardı. Onlar gerçek müzik adamıydı, müzikle yatıp müzikle kalkarlardı. Şimdiki müzisyenler bu işi şöhret olmak için yapıyorlar. Üretmek, kalıcı olmak için değil daha çabuk para kazanmak, sokakta tanınmak için bunu yapıyorlar.

ED: Bir albüm bir de single çıkardınız. Hikayesini dinleyebilir miyiz? Çok fazla örnek yok diye biliyorum böyle albüm çıkartan.

EY: Çok fazla örnek var aslında sana söyleyince şok olacaksın. Meltem Cumbul var mesela eski radyocudur o Power FM’de çalışıyordu. Mustafa Sandal var o da Power FM’de çalışıyordu. Serdar Ortaç var, Gökhan Özen var hatta Gökhan Özen’le aynı radyoda çalışıyorduk. Yok değil yani aslında ama kısa süreli yaptıkları için çok bilinmiyorlar. Benim hikayem aslında beni teşvik etmeleri ile başladı. Zaten çocukluğumdan beri şarkı söylemeyi seviyorum ama şarkıcı olacağım gibi bir hedefim asla olmadı. Israrlara dayanamadım bir de arkamda bir müzik şirketi vardı 12 şarkılık bir albüm planı yaptılar ben hiçbir şey yapmadım sadece şarkılarımı seçtim, stüdyoya girip okudum. İmkan oldu yaptım fakat sonra iş büyüdü sahne teklifleri gelmeye başladı ve ben yaklaşık 700 tane falan sahne yaptım canlı olarak. Sonra devam etmek istemedim çünkü gece hayatı bana göre bir şey değildi. Ben daha SSK’lı, düzenli maaşlı hayatı sevdiğim için devam etmek istemedim.

ED: Peki şu anda müzik yapıyor musunuz? Söz yazma, beste yapma gibi olaylarınız var mı? Gelecek planları neler?

EY: Müzik evde yapıyorum kendi kendime, öyle tekrar başlama gibi bir planım yok. Bitmek bilmeyen bir kitap hazırlığı içerisindeyim, fırsat bulursam onu tamamlamayı düşünüyorum. 2019 sonu gibi çıkartmayı planlıyorum. Yine kadın erkek ilişkileri üzerine bir kitap olacak, eğlenceli ama eğitici olacak. Kendi anılarımı, yayında başıma gelenleri, kendi ilişkilerimi, başarısız ilişkilerimi anlatacağım. Duygusal şeyler yazamıyorum ben söz anlamında. Beste hiç yapamıyorum. Eğer ki yaparsam zaten arak olur muhtemelen. Çünkü o kadar çok şarkı sözü ve melodisi var ki piyasada illaki birisine çarpar, birinden almış olurum onun için hiç bulaşmıyorum.

ED: PR ajansınız var, Erdem Kınay, Merve Özbey, Yaşar, Sinan Akçıl, Yonca Evcimik gibi isimlerle çalışıyorsunuz. Ajansı nasıl kurdunuz? Kurmaya nasıl karar verdiniz?

EY: Ben artık radyodan para kazanamayacağımı hissettiğim zaman Pal FM’den ayrıldıktan sonra başka bir şey yapmak istedim ama müziğe geri dönmek istemedim. Bu işin tam ortasındaydım, çok yapabileceğim bir işti, sanatçı olarak, albüm çıkarmış biri olarak neyin nasıl yapılacağını biliyordum. Ayrıca 20 yıl radyocu olarak bir çok basın danışmanı ve menajer ile muhattap olduğum için yine netin yapılıp neyin yapılmamasını çok iyi biliyorum. Zaten sanatçı arkadaşlarıma bu iş için yol gösteriyordum, artık bundan para kazanayım, profesyonel olarak yapayım dedim. İşlerin bu kadar büyüyeceğini tahmin etmemiştim. Aslında Youtube projesi ile beraber başlayan bir fikirdi bu. İki işi bir arada yapabileceğimi düşünmüştüm. Hem çekimlerimi yaparım hem de birkaç sanatçı ile çalışırım diyordum. Saydığın isimler arka arkaya ajansıma gelip projelerini emanet ettiğinde ve bu projelerin altından başarıyla kalktığımızı görünce, iş aldı başını yürüdü ve bir şirket oldu. Artık başka bir şey yapamıyorum.

ED: Şu anda radyo programına devam ediyorsunuz. Asıl işiniz hangisi? Pr ajansı mı radyo mu?

EY: Şu anda ajans asıl işim ama radyo gerçek aşkım ve mesleğim çünkü ben gözümü açtım bu işten para kazanmaya başladım ve emekli olmak için buradayım, uzak kalamıyorum. PR ajansı dolayısı ile birçok radyo ile iletişim halindeyim ama bir yere ait olmak istiyorum. Burası benim eski kurumum zaten Saran Holding bünyesinde ünlü konuklarımı ağırlamaya devam ediyorum.

RADYO’DA ERKEK EGEMEN BİR ORTAM VAR

ED: Pal FM’de uzun yıllar radyoculuk yaptınız. Yayın saatiniz Drive Time’dı ‘’Çokemel’’ rumuzunu kullandınız. Bildiğim ve okuduğum kadarıyla o saatler içinde program yapan tek kadınsınız. Radyoda erkek egemen bir durum var mıydı? Hala var mı?

EY: Vardı, hala var. Şunu kabul etmek istemiyorlar, kadınlar şov programı yapamaz gibi geliyor onlara. Hatta bununla ilgili yaşadığım bir örneği anlatayım çok açıklayıcı olacaktır. Radyoculara ödül verilen bir ödül töreni vardı. Orada yılın şovmeni kategorisi adı altında 24’e yakın erkek radyocu vardı. Ben, ‘’Bize ait neden bir kategori yok? Biz kadınlar ne yapıyoruz?’’ diye. Benden başka kimse olmadığı için beni o 24 tane bıyıklı adamın içine koydular ve parantez içinde ‘’Showgirl’’ yazdılar. Tabii ki ben o ödülü alamadım ama onların içinde olmak bile çok güzeldi. Kadınların onları güldüremeyeceğini düşünüyorlar.

ED: Bunu radyo haricinde genel olarak da Talkshow’a da bağlayabilir miyiz? Youtube olsun, TV olsun talkshow yapan kadın sayısı yok denecek kadar az.

EY: Bunu sosyal duruma bağlayabiliriz, kadınlar kahkaha atmaz, kadınlar güldüremez düşüncesi hakim.

ED: Sizin gibi bir örnek varken neden bu kafa aşılamıyor?

EY: Biz neredeyiz şu anda? Bunu yapabileceğimiz bir mecra yok. Kapının dışındayız. Erkek egemen bir medya var. Benim bile aklıma medya dediğimiz zaman dişi bir şey gelmiyor.

ED: Peki radyo yayınlarınızda başınıza gelen ilginç bir anıyı anlatır mısınız?

EY: O kadar çok var ki? Kadın erkek ilişkilerine yönelik olaylarda ilginç şeyler oluyordu. Bazen adam karısını aldattığını anlatıyordu pişkin pişkin bende sinirlerime hakim olamayıp kavga ediyordum yayında. Bir tanesi yayında anlatırken karısına yakalandı. Farklı bir isim kullanmıştı ama bir sonraki telefon bağlantısı adamın karısıydı.

ED: Talkshow yapmak isteyen kadınlara ne tavsiyelerde bulunursunuz?

EY: Pes etmesinler. Elbet kendilerine bir mecra bulacaklardır. Biz insanları güldürebiliriz. Biz gülersek ülke güler.

ED: Eklemek istedikleriniz var mı son olarak?

EY: Radyoculuktan korkmasınlar. Eskiden buraya radyoda staj yapmak isteyen pek çok öğrenci gelirdi. Şimdi üniversite panellerinde soruyorum kimse radyocu olmak istemiyor. Yeni nesil bunu yaşatsın.

ED: Son olarak televizyonun bile gerilediği günümüzde radyo kurtulabilir mi?

EY: Medya patronlarının cesaretli olması lazım bunun için. Reklam verenlerin, radyoları görmezden gelmemeleri lazım.

Yorumlayın
Paylaş

Bir gönderi yayınlayabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir. Giriş

İngilizce Kursu - İngilizce Dersi - İngilizce Eğitimi - İngilizce Kursları