Kıvanç & Burak: Acun Medya’dan önce emekliyorduk şimdi koşuyoruz!

0 Yorum

Biri eknomi diğeri Alman edebiyatı mezunu ama görün bakın ki hobileri meslekleri olmuş. Oldukça espirili iki genç delikanlı… Hedefleri tüm Türkiye’de illüzyon gösterileri düzenlemek. Gözlerinden adeta enerji fışkırıyor. O şehirden bu şehre mekik dokuyorlar, çok yoğun bir takvimleri var ama bu durumdan şikâyetçi değiller. Acun Ilıcalı’nın sunduğu imkânların da farkındalar. “Yürü ya kulum dedikleri bu olsa gerek,  Acun Medya ile çalışmadan önce emekliyorduk şimdi koşuyoruz” diyor Kıvanç.  David Copperfield ‘i feyz aldıklarını söyleyen bu başarılı ikiliyi sahnede de canlı canlı izlemek istiyorsanız gösteri tarihlerini şimdiden bir yere not alın kaçırmayın derim…

BAŞARIMIZIN SIRRI YAKIN ARKADAŞ OLMAMIZ…

İlk ne zaman ve neden illüzyona merak saldınız?

Burak: 7 yaşındayken bir sihirbazı izlemiştim, onun büyüsüne kapıldım. Sihirbazlık ürünlerinin satıldığı bir dükkânının önünden geçerken içeride ki kuşlar, şapkalar ilgimi çekti içeri daldım. Adam bana bir oyun sergiledi ama öğretmedi sırrını. Ben meraktan iki hafta adamın kapısında yattım. En sonunda öğretti. O şekilde başladım illüzyona. Neden illüzyon sorusunun cevabı benim için tek kelime ile açıklanır; “aşk”.

Kıvanç:  Gördüğüm bir rüya sonrası başladım illüzyona. Sanırım ben lise çağlarındaydım. David Copperfield o zamanlar Türkiye’ye gelmişti. Herhalde onun etkisinde kaldım bilinçaltında. Önce hobi olarak başladı merakım sonradan profesyonel hayata geçirdim.

Peki, illüzyon siz de nasıl bir heyecan uyandırıyor? İnsanların şaşırması mı sizi etkiliyor?

Kıvanç:  En büyük etki insanların yüzündeki şaşırma ifadesi tabii ki… İnsanların verdiği tepkiler, oyunu izlerken ki keyif almaları bizi ekstra besliyor, keyif veriyor.

Burak:  Bizim gösterilerimizin bir özelliği var, sol gösterirken sağ vuruyoruz. Oyunumuz ters gidecekken bir anda her şey finalde güzel oluyor. Mesela Acun beyin telefonu kırıldı sanılırken, süt şişesinin içinden çıkınca, yüzlerdeki mutluluk ve şaşkınlık bize çok büyük haz verdi.

Ama ekran başında izlerken Acun Beyin telefonunun parçalanmayacağını, bir yerlerden çıkacağını tahmin ettik…

Burak: İnsanlar biraz alıştı bizim tarzımıza. Ekran başında izleyenler biraz tahmin edebiliyor ama canlı yayında oyunu izleyen herkes telefonun parçalandığına inandı.

Kıvanç: Bir tek Acun Bey tahmin edemedi telefonun nereden çıkacağına… Oyunu canlı izlemek o ortamda bulunmak çok daha farklı.

Birbirinizi rakip olarak görüyor musunuz?

Burak: Olur mu öyle şey asla. Öyle olsa başarılı olamazdık ki. Başarımızın en büyük sırrı çok yakın arkadaş olmamız.

Ne kadar zamandan beri arkadaşsınız?

Burak: 2005 yıllından beri arkadaşız. Yurtdışında ikimizde uluslararası bir yarışmaya katılmıştık. İki Türk birbirimizi hiç tanımamamıza rağmen tesadüfen aynı oyunu yaptık. Daha sonra tanıştık ve çok yakın arkadaş olduk. 2010 yılında da “Kıvanç & Burak” adıyla bu markayı kurmalıyız dedik, Türkiye’de stand-up magic temasını yarattık.

Karakterleriniz birbirinize uymayabilirdi de…  Biraz şans faktörü de var sanki sizin arkadaşlığınızda…

Burak: Evet şans olabilir.

Kıvanç: Profesyonel hayata geçince eğer sınırlarınızı doğru çizerseniz, hiç sıkıntı çekmezsiniz. İş zamanı iş arkadaşıyız, dışarıda da normal arkadaşız. İkisini birbirine karıştırmıyoruz.

Şu an oldukça başarılısınız. Ancak ilk bu işe başlamak istediğinizde aileniz ne tepki verdi? Sonuçta doktor, avukat, öğretmen olmak istiyorum demek gibi bir şey değil bu iş…

Kıvanç: Bu işin seyri düşündüğünüz gibi ilerlemiyor. Önce hobi olarak yapıyorsunuz sizi izlemek istiyorlar, ufak tefek oyunlar yapmaya başlıyorsunuz. Bir bakıyorsunuz ki ciddi anlamda büyük bir ilgi görüyorsunuz. Haftanın 5 günü normal işinize, 2 gününü de illüzyona zaman ayırmaya başlıyorsunuz. Bir süre sonra anlıyorsunuz ki illüzyon artık hayatınız olmuş o işle geçiniyorsunuz.

O süreçte ne dedi aileler?

Kıvanç: Önce hobi olarak sevdiği şeyi yapıyor diye baktılar, sonra işin seyri değişince ciddi boyut kazanınca memnunsan bu işi yap o zaman dediler ve desteklediler.

Burak: Benim de aynı şekilde oldu. Sonuçta başka mesleklerimiz de var, üniversite mezunuyuz.

Nereden mezunsunuz?

Burak: Girne Amerikan Üniversitesi ekonomi bölümü mezunuyum. Ben öğrenciyken bile illüzyondan para kazanıyordum.

Kıvanç:  Anadolu Üniversitesi Alman dili ve edebiyatı bir de işletme çift dal yani. Netice de illüzyonla birlikte kolumuzda iki tane bileziğimiz var.

Peki, neden hep aynı model takım elbise giymeyi tercih ediyorsunuz?

Burak: Çok güzel bir soru sordunuz. İlk defa geldi bu soru bize.

Kıvanç:  Çünkü üzerimizdeki sahne kıyafeti olduğu için sokakta herkesin giydiği kıyafetten farklı olması gerekiyor, o yüzden takım elbiseleri yelekli takım seçtik. Bir de yaptığımız işe çok fazla saygı duyuyoruz, takım elbisenin bir ağırlığı olduğunu düşünüyoruz.

Ama takım elbisenin oyunla alakalı da bir artısı da var sanki?

Kıvanç: Tabii artısı var ama inanın çok büyük dezavantajları da oluyor. Bazı oyunlarda çok rahat olmanız gerekiyor sahnede ama siz takım elbise giyince ne kadar rahat olabilirsiniz ki.

Burak: Bir artısı da göbeğimi çok rahat bir şekilde yeleğin içine salkıyabiliyorum. (gülüşmeler) Ceketi kullanmak iyi tabii ki, kolları cepleri açısından.

KADIN PARTNERLER ÇOK ÇIT KIRILDIM OLUYOR DERTLERİ BİTMİYOR

Biz illüzyonda hep kadın mankenlerin oyuna dahil olmasına alıştık. Sizin ekipte neden kadın manken yok sadece iki erkeksiniz sahnede?

Kıvanç: Kadın manken olmasın diye işe başlamadık, sadece yaptığımız oyunlarda insanların dikkatini belli bir yere odaklamak için farklı bir unsura gerek duymadık. Kadınlar çok çıt kırıldım oluyor dertleri, sorunları bitmiyor. Bir iki kere kadın partnerimiz oldu ama…

Ama derken? Diliniz yandı sanırım bir kere…

Kıvanç: Evet dilimiz bir kere yandı. Bizim malzemelerin ebatları çok büyük ve ağır, kadın asistanların bu konuda bize yardımcı olması çok zor. Bir de kapris istemiyoruz açıkça söylemek gerekirse.

Burak: Bizim provalarımız sabah 09.00’da başlayıp gece 03.00’e kadar sürüyor. Kadın asistanlar buna dayanıksız oluyor.

3 ADAMLA BİRLİKTE YURTDIŞINA TURNELERİMİZ BAŞLAYACAK

Kaç kişilik bir ekipsiniz?

Burak: Kıvanç ve ben haricinde arkamızda altı kişilik bir ekip var. Tabi herkesin görevi farklı müzik, ışık, ses, sahne arkası, malzeme kurumu vs.

Kariyerinizde neyi hedefliyorsunuz? Ömür boyu bu işi yapmak istiyor musunuz?

Burak: İlk hedefimiz 81 ili gezmek. En büyük hayalimiz Türkiye’deki herkesi illüzyonla buluşturmak. Mayıs ayında Avrupa turnelerimiz başlıyor.

Yurtdışına da açılıyorsunuz yani…

Burak: 3 Adam ile beraber yapıyoruz hatta bunu…

3 Adam ile beraber yurtdışı turnesi… Arkanızda Acun Medya desteği var o zaman…

Burak: Tabi tabi Acun Medya’ya çok teşekkür ediyoruz. Acun Medya olmasaydı Türkiye’de bizi tanıyan sayısı elli kat daha azdı şimdi.

Kıvanç: Acun Medya desteği olmadan devam etseydik eğer basamakları teker teker çıkıyor olurduk, belki on sene sonra ancak tanınırdık. Ama “Yetenek Sizsiniz” sayesinde şu an tüm Türkiye bizi tanıdı.

Burak: Sonuçta reytinglerde birinci olan bir yarışmada birinci olduk. Çok zor aslında illüzyon dalında birinci olmak.

Aref vardı bir de, yine illüzyon dalında aynı yarışmada ikinci olmuştu.

Kıvanç:  Aref’in tarzı farklı ve kendi kitlesi var.

Aref’in yaptığı illüzyon değil mi?

Kıvanç: O illüzyonun farklı bir dalıyla ilgileniyor diyebiliriz. Bizim yaptığımız onun yaptığından çok farklı. Arabesk ile pop müzik farkı gibi düşünün. İllüzyonun çok farklı türleri var.

Peki, sizin yaptığınız illüzyonun hangi dalı, ne olarak adlandırılıyor?

Kıvanç: Bizim türün adı “komedi magic” ya da “stand-up magic” olarak geçiyor.

YÜRÜ YA KULUM DEDİKLERİ BU OLSA GEREK

Acun Ilıcalı’dan önce ve sonra hayatınız da neler değişti?

Burak: Şu an mesela sizin röportajınızdan hemen sonra televizyonda bir programa konuk oluyoruz. Hemen ardından Samsun’a uçuyoruz gösterimiz var, sonra Ordu ve Ünye’deyiz. Acun Ilıcalı olmasaydı bu yoğunluk olmazdı. Mayıs ayının sonuna kadar hiç boş günümüz yok.

Kıvanç:  Acun medyadan önce emekliyorduk şu an koşuyoruz! Yürü ya kulum dedikleri bu olsa gerek.

Burak: Hatta yolda gelirken Kıvanç’la iki yıl önceki halimizle şu anki halimizi konuştuk. Yetenek Sizsiniz yarışmasında farklı oyunlar hazırlamak için çok zorladık kendimizi, çok emek verdik ve final gösterimizde izleyicilerin dışında Türk sihirbazları bile “yok artık” dediler.

Kıvanç:  Biz eğlendiğimiz, keyif aldığımız şeyleri yapıyoruz ama olabildiğince sıra dışı oyunlar yapmaya çalışıyoruz. İllüzyon kendi içinde bir sanat, şaşırtma, kandırma sanatı.

Günlük hayatınızda neler yapıyorsunuz?

Kıvanç: Şu an günlük bir hayatımız yok diyebiliriz. Çünkü devamlı bir yerden bir yere gidiyoruz, sadece takvime göre yaşıyoruz. Eğer boş gün bulursak, sosyal medyadan gelen soruları cevaplamaya gayret ediyoruz, etkileşimi öldürmek istemiyoruz. Televizyon programları için özel gösteriler hazırlıyoruz.

Burak: Yoğunluktan arta kalan zamanlarda ofisimizdeyiz, üç katlı bir atölyemiz var orada 3-4 saat yeni oyun projeleriyle ilgili çalışmalar yapıyoruz. Ayrıca kafa dağıtmak için Playstation oynuyoruz ekibimizle birlikte.

Acun Ilıcalı ile çalışan herkes Playstation oynamayı seviyor anlaşılan…

Kıvanç: Playstation oynayanları buluyor sanırım. (Gülüşmeler)

Bundan sonra sizi hangi projelerde izleyeceğiz? Biraz tüyo alalım sizi bulmuşken…

Burak: Acun Medya ile yolumuza devam edeceğiz.  Daha sonrası için Kıvanç ile kafamızda bir televizyon programı projesi var.

Bahsettiğiniz proje stand-up tarzı bir program mı, yoksa sadece illüzyonla mı ilgili?

Burak: Hem illüzyon hem stand-up olacak, çok farklı bir format, daha fazla tüyo vermeyelim.

Kıvanç:  İçinde ünlülerinde olduğu bir format düşünüyoruz. İllüzyon olunca hazırlıklar daha uzun sürüyor. Önümüzde 6-7 aylık bir süreç var.

Bu yoğunluğun içinde bana zaman ayırdığınız için ikinize teşekkür ederim…

 

Burak: Biz teşekkür ederiz, sorularınız farklıydı güzeldi.

Gökçe Bayraktar Yıldırım 15.04.2014

STARGAZETE

Yorumlayın
Paylaş

Bir gönderi yayınlayabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir. Giriş

İngilizce Kursu - İngilizce Dersi - İngilizce Eğitimi - İngilizce Kursları