Taraftarın kitabı yazıldı!

0 Yorum

Sadece tribünlerdeki coşkusuyla değil mücadele pratikleri ve toplumsal olaylardaki duyarlılığıyla da adından sıkça söz ettiren Adana Demirsporlu taraftarlar, şimdi de bir kitapla gündemde.

Demirsporlu taraftarlar anılarını yazıya döktü ve kolektif bir emeğin ürünü olarak ‘Adana Demirspor – Tribünde Bir Ömür’ kitabını çıkardı. Kitabı derleyen Bilal Nur ve katkı koyanlardan Gencay Sivuk, Kürşat Ağaoğlu ve Mete Serbes’le kitabı, ülkedeki taraftarlığı ve Adana Demirspor’u konuştuk.Demirsporlu taraftarlar anılarını yazıya döktü ve kolektif bir emeğin ürünü olarak ‘Adana Demirspor – Tribünde Bir Ömür’ kitabını çıkardı. Kitabı derleyen Bilal Nur ve katkı koyanlardan Gencay Sivuk, Kürşat Ağaoğlu ve Mete Serbes’le kitabı, ülkedeki taraftarlığı ve Adana Demirspor’u konuştuk.

Adana Demirspor’un Adana’da ve il dışında fazlasıyla seveni var. Demirspor’un sevilmesinin nedeni ne? Adana Demirspor senin için ne anlam ifade ediyor?
Bilal Nur:
Adana Demirspor’u şehir çerçevesinde incelersek bu denli sevilmesinin başlıca sebeplerinden biri başarısızlıktır. Kendini tüm Türkiye’ye kanıtlamış fakat uzun bir süredir alt liglerde top koşturan bir takım başarısız oldukça taraftar daha fazla kenetlenmiş, daha fazla sahip çıkmış ve sevmiştir. Burada o dönemki jenerasyonun 7’den 70’e herkese Adana Demirspor’u anlatmasının ve mazisini hatırlatmasının önemi büyüktür. Ülke çapında ise Adana Demirspor’un sevilmesinin tek nedeni taraftarlarıdır. Taraftara duyulan hayranlık, saygı zamanla “Adana Demirspor bu hafta ne yaptı” sorusuna kadar gelebiliyor. Kuşkusuz bunun siyasi olarak da büyük bir etkisi vardır. Kozmopolit bir tribüne sahip olsak da daha çok sol görüşlü bir tribün olarak anılıyoruz. Şuan da Adana Demirspor varsa, hala yaşıyorsa ve büyük bir hayran kitlesine sahipse bu taraftarının sayesindedir.

‘FUTBOL SEVİLİYOR AMA OKUNMUYOR’

Kitap çıkarma fikri nasıl doğdu? Bu fikir ‘Adana Demirspor – Tribünde Bir Ömür’e nasıl dönüştü?
Tribünde Bir Ömür kitabını çıkarma fikri aslında okulumu bırakıp bırakmama arasında olduğum bir dönemde ortaya çıktı. Üniversitede yapmış olduğum bir projeden yola çıkarak “bu tribüne yıllarca emek vermiş insanları ve onların hikâyelerini bir araya getirip neden bir kitap haline getirmiyoruz” diye düşündüm ve bunu tribündeki dostlarımla paylaştım. Hepsinin görüşü olumlu oldu ve Eylül ayının başında kitap için hazırlıklara başladık.

Tribüne ömrünü veren insanları tek tek seçmemiz ve ortaya güzel bir projenin çıkmasını istememiz ve listenin belirlenmesi çok uzun bir zamanımızı aldı. Tribün liderlerinden de yardım alarak listeyi oluşturduk ve hazırlıklara başladık. Kitaba yazılarıyla katkı koyanların ne denli mutlu bir şekilde kabul ettikleri gözlerinden anlaşılıyordu. Tüm yazılar elimize ulaştıktan sonra bir kaç hafta da derleme ve düzeltme ile uğraştık, yayınevine yolladık ve kitabımızı yayınladık.

Yazıp çizmenin, kitap okumanın değersizleştirildiği, popüler kültürün dayatıldığı bir ülkede yaşıyoruz. Böyle bir fikre destek bulamama ihtimalini hiç düşündünüz mü?
B. N. :
Kitap okuyan kişi sayısının azaldığı bir ülkede futbol ve tribün üzerine kitap yazmışsanız zaten başlı başına elinizi taşın altına koymuşsunuz demektir. Bu ülkede futbol çok seviliyor ama okunmuyor. Bu kitap sadece futbol izleyip televizyon kanallarında da o maçın yorumunu saatlerce izleyen kişilere hitaben yazılmadı. Taşıdığımız değerlerle birlikte bugünlere ne kadar emek ve cefa ile gelindiğini göstermek için yazıldı. Herkes tarafından destek verildi. Çünkü bu tür projelerin desteklenmesi gerekiyordu takım ve tribün açısından. Ayrıca şehir açısından Adana Demirspor taraftarlarıyla ilgili varsa kötü algıyı yıkmak için yazıldı. Bir kişinin dahi fikrini değiştirebildiysek onu kazanmış biz de başarmışızdır.

Genel bir algı var. Taraftar, tuttuğu takım dışında bir şeyle ilgilenmez, duyarsızdır. Bu ne kadar doğru? Bu kitap bu algıya da bir cevap diyebilir miyiz?
B. N. :
Bunu algıyı kabul etmiyoruz. Hele ki Adana Demirspor taraftarları için hiç kabul etmiyoruz. Kitap içerisinde bu soruya karşılık olaylar geçiyor.

‘HOLİGANLAR SADECE KAVGA ETMİYOR’

Kitaptan tribünlere geçersek Passolig uygulaması, 6222 yasası, pankart, davul vb. yasakları mevcut. Bunları nasıl değerlendiriyorsun?
B. N. : 
Passolig uygulaması başlı başına bir rezalet ürünü. Tribüne giren insanların fişleme ile karşı karşıya kaldığı, en ufak bir şeyde bilgilerin sızdırılma ihtimalinin olduğu, tamamıyla Türkiye’de tribün kültürünü bitirmek için yapılmış bir uygulama. 6222 sayılı kanun ise spor ve tribünün üzerinden alınan kararların kimsenin görüşü alınmadan hayata geçirilmesi ve oluşan herhangi bir olayda ‘Taraftar dernekleri, bu kanunun amacına aykırı faaliyette bulunamaz’ ibaresinin olması tribünü tamamıyla ele geçirdiğinin kanıtıdır.
Pankart yasağı ise ayrı bir komedi. Ülkenin her tarafında taraftar grupları statlarında istedikleri yere pankartlarını asıyorlar. Ama gelin görün ki Adana’da emniyetin aldığı karar üzerine biz asamıyoruz. Neden? Pankart asılırsa pankartın arkasında oturan insanlar maçı seyredemezlermiş! Bu çok komik bir bahane ve acizliğin bir göstergesi. Bu tip durumlara, Passolig’e, 6222 sayılı kanuna ve yasaklara karşı tüm taraftarların bir olup karşı çıkması ve duruşunu hiç bozmadan mücadeleye devam ettirmeleri gerekiyor. Bir olursan karşında hiçbir güç, kuvvet duramaz!

Sen de bir anınla bu kitapta yer alıyorsun. Bu kitap ne anlam ifade ediyor?
Gencay Sivuk: 
Hepimiz Adana Demirspor adında ortak bir sevdada buluşsak da, bu sevdanın herkes için anlamı farklı. Bu anlamda kitapta bu sevdanın insanların hayatlarında ne gibi yeri olduğu anlatılıyor. Belki ismi “Tribünde Bir Ömür” ama içerisinde sevinçler, hayal kırıklıkları, aşklar, emekler, çileler, kısacası hayatın ta kendisi var. Başka bir ifadeyle de kitap tribünde yaşanılanları değil de tribünle hayatın ortak noktalarından kesitler sunuyor.

Mete Serbes: Adana Demirspor adının geçtiği projelerin %99’unda taraftarın imzasını görebilirsiniz. Bu kitapta o projelerden birisi. Böyle bir projenin içerisinde yer almak, benim için onurların da onuru. Geçmişi hiç unutmamak adına, kitaplığın en üstünde duracak bu kitap. Çünkü bu kitap; karda kışta köylere ve ilçelere yapılan deplasman, kırık camlı otobüste üşümek, bir tabak çorbayı paylaşmak ve bir arkadaşın omzuna yaslanmaktır. Bu kitap, Adana Demirspor taraftarıdır.

Kürşat Ağaoğlu: Kitapta amaçlanan tribünlerin dışına çıkabilmek, toplumdaki taraftara bakış açısını farklılaştırmak, bizim tabirimizle ‘Darkside of the Moon’ nun aydınlık kısımlarını da gösterebilmektir. Bu ‘holigan çocukların’ dostluklarının, paylaşımlarının medyaya yansıyan ‘vahşi tavırları’ndan farklı olduğunu anlatmaktır. Kitabı okuyanların başarılı ya da başarısız bulmasından daha çok tribünlerin farkına varılması daha önemli. İçimizdeki ressamların sadece boya yapmadıklarını diğer insanlarında görmesini sağlayacağını umuyorum.

‘YASAKLAR DEMİRSPORLULARI YILDIRAMADI’

Adana Demirspor tribünlerini diğer tribünlerden farklı kılan neler?
K. A. :
Bizim tribünümüz bir orkestradır. Sokağın orkestrasıdır. Bestelerimiz ve pankartlarımız Türkiye’de belirli bir yere sahip. Üreten bir yapımız var. Takım üzerindeki etkimiz teknik direktöre oyuncu değişikliği yaptırıp maçı kazandıracak büyüklüktedir. Tribünü oluşturan ‘kemik tayfa’ dediğimiz kişi sayısının fazla olması, birikimlerimizi birbirimize iyi aktarabilmemiz, birbirimizi iyi tanımamız ve bağlarımızın kuvvetli oluşu bizi diğer tribünlerden farklı kılan en büyük etkenlerdendir.

Türkiye’de “tribün kültürü” ne durumda? Adana Demirspor tribünleri burada nereye oturuyor?
G. S. :
6222 sayılı yasa ve son olarak da Passolig çıktıktan sonra ülkedeki tribün kültürü iyice dibe vurdu. Eğer 3-4 yıl öncesine kadar ülkenin herhangi bir stadında bir kaç maça bile geldiyseniz bu farkı rahatlıkla görebilirsiniz. Yasaklar, futbolu ve tribünleri çıkmaza soktu. İnsanların tutkusunu baltaladı. Adana Demirspor tribünleri olarak ister istemez biz de yasaklardan etkilendik. Yasaklar yüzünden el emeği pankartlarımızı stadımıza asamıyoruz. Ama ülke geneline baktığımızda hala çok iyi durumda olduğumuzu görüyorum. Maç günleri 5 Ocak Stadı’nın çevresi ve tribünleri kasvetli, soğuk ortam yerine 2000’lerin başındaki ateşli futbol aşkını yansıtıyor. Süper Lig yolundaki istikrarımızın da ötesinde büyüyen bir taraftar kitlemiz var. 20 yıldır Süper Lig’den uzak olmamızın sanırım en iyi yönü tribünlerimiz skordan çok armaya aşık olmasına, tutkusunu ve geleneğini kaybetmemesine yol açtı.

Endüstriyel futbol takım-taraftar arasına engeller koyuyor. Bir de üstüne gurbette yaşıyorsun. Gurbette Adana Demirsporlu olmak nasıl bir duygu?
M. S. :
Herhangi bir takımın taraftarlığını yapmak gün geçtikçe zorlaşıyor. Endüstriyel futbolun tepeden inme getirdiği kurallar ve taraftarların fikirlerine başvurulmadan alınan kararlar büyük bir kargaşaya neden oluyor. Bu kargaşanın üzerine, birde gurbette sevdana sahip çıkabilmek oldukça dikenli bir yola girmek demek. Adana Demirspor’u gurbette sen temsil ediyorsun mesela. Söylenecek sözleri sen söylüyorsun kilometrelerce ötede. Adana Demirspor adına konuşuyorsun gurbet ellerde. Bu tavır, dünyanın en güzel hissi bence.

Utku Gel 24.03.2015

SOL

Yorumlayın
Paylaş

Bir gönderi yayınlayabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir. Giriş

İngilizce Kursu - İngilizce Dersi - İngilizce Eğitimi - İngilizce Kursları