Usta Gazeteci’den Şok Açıklamalar: AK Parti Yüzünden İşsiz Kaldım

0 Yorum
O’nun adını duyanlar; sözünü sakınmaz diyor hemen.Yıllların usta habercisi.

Yeni neslin yaşında fazla, ekranda.

Söylediğine göre; AK Parti hükümeti yüzünden işsiz kaldı.

Yeni nesil gazeteciler; hakkında öyle bir şey söyledi ki; şaşıracaksınız.

İşte noktasına virgülüne dokunmadan; gazeteci Zafer Arapkirli’nin dobra açıklamaları…

Türkiye’nin en büyük camialarından Fenerbahçe; ‘’yok olmaktan’’ son anda kurtuldu. Silahlı saldırıyı nasıl yorumluyorsunuz?

– Bu saldırının, sadece Fenerbahçe’ye değil, futbola, spora, toplum barışına ve huzuruna yönelik bir saldırı olduğunu düşünüyorum.Tetiği çeken her kim olursa olsun, bu konuların hiç farkında bilincinde olmayan bir meczup bile olsa, arkasındaki planlayıcıların ülkenin dibine patlayıcı koymayı amaçladığına inanıyorum.

Eğer olay sırasında şoför, ya da ( Tanrı esirgesin ) bütün takım kafilesi hayatını yitirseydi.

Bu ülkede sadece spor değil, tüm yaşam altüst olurdu. Tetiğin arkasında eller bunu gayet iyi biliyorlar sanırım.

Ekranda ‘’çıldırtan bir sakinliğiniz var.’’ Neden?
– Sakinliğimden kim çıldırmış? Merak ettim.Ayrıca; haber spikerliğinin ya da program sunuculuğunun ekranda bağırıp çağırıp, zıp zıp zıplayarak yapılması gerektiğini kim söylemiş?

Meslek hayatınız boyunca herhangi bir siyasinin hışmna uğradınız mı?
– Evet.. Şu anki iktidarın hışmına uğradığım için işsiz kaldığıma inanıyorum.Çünkü, medya kurumlarının yönetimlerini ve medyada öne çıkan isimleri, yetişmiş ve ekranda doğru dürüst habercilik sunuculuk yapan tarafsız – bağlantısız – namuslu gazetecileri teslim alabilmek, istediklerini yaptırabilmek için gösterdikleri çabalara direnmiş olmakla tanınırım.

Bunu da, benim gazetecilik geçmişimi ve mesleki performansımı bilen herkes bilir. Bu “hışım” dediğiniz şeye sadece ben değil, pek çok meslektaşım uğradı. Kişiselleştirmek de yanlış olur.

Türkiye’de ‘’muhalefet kalmadı’’ deniyor. Kalmadı mı?
– Muhalefet kalmadığına inanmıyorum. Her zaman muhalefet vardır.En baskıcı rejimlerde bile vardır.

Zaten tarih boyunca bu tür rejimlerin istisnasız biçimde hep yenik düşmüş olmalarının nedeni de, demokrasinin yani demokratik muhalefetin her zaman galip gelmiş olmasıdır.

Ezenler açısından üzgünüm.Maalesef bu böyle.. Onlar için de yenilgi kaçınılmaz..

En son Habertürk’teydiniz. Şuan çalışmıyorsunuz. Sizin gibi bir isim; 6 aydır işsiz kalıyorsa, medyada bir şeyler yanlış gidiyor diyebilir miyiz?
– Medyada, sadece benim gibi isimlerin işsiz kalması değil, pek çok yanlış var.Yukarıda da belirttiğim üzere, siyasetin medyanın tamamına hükmetmek istemesi, iletişimin (sosyal medya yasakları ve pek çok yolla)  her alanına hakim olmak istemesi ve bu amaçla her türlü baskıdan çekinmemesi, bu ülkeyi maalesef demokrasi liginde alt sıralara sürüklemiştir.

Bunu ben değil, uluslararası bağımsız sivil toplum kuruluşlarının istatistik ve raporları da söylüyor.

Sıkıntılı bir durum. Zafer Arapkirli’nin işsiz kalmasından daha önemlidir bu…

Zafer gider, otoyoldaki sıkışık trafikte şişe suyu, kağıt helva, muz filan satar karnını doyurur da.. Gerisini ne yapacağız? Bunu düşünmek lazım.

Siz yurtdışındaki haberciliği de çok iyi biliyorsunuz. Avrupa ya da Amerika’da adliye basılıp, bir savcı şehit edilse, o ülkelerin tavrı nasıl olurdu?
– Tavır derken, hükümetin ve kamuoyunun tepkisini birbirinden ayırmak lazım.. Kamuoyunda, kuşkusuz aynı tepki ve infial yaşanırdı…Olay korkunç bir terör eylemi.

Ama hükümetin tavrına bakınca; olayın üzerine gidiliş yöntemleri, medyaya karşı takınılan tavır, olay sonrasında otopsi raporunun gizlenmesi, olayın kuşkulu bir çok yönü bulunması, başka bir yığın sorunlu nokta varken, avukatların aranması aranmaması noktasında düğümlenmesi, beni açıkçası rahatsız ediyor.

Bir terör olayının üzerine giderken, eli kanlı bir terör örgütünden daha çok medyanın ve avukatların üzerine gidilmiş olması sizce normal mi?

Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın başına silah dayanmış fotoğraflarını yayınlamayı, nasıl değerlendiriyorsunuz?
–     – Bu tür görüntülerin, kuşkusuz toplumda büyük bir inifal yaratacağı ve rahatsızlık vereceği, belki de örgüt propagandası olarak hizmet edeceği gerçeği bir yanda…Ama öbür yanda da, bu tür kararları medyanın kendi kendine alması, başka bir deyişle medyanın kendi kendini regüle etmesi gerektiği yani siyasi iktidarın bu konuda “elinde sopa ile bunu yapmaya kalkışmaması gereği” de başka bir yanda…

Şunu da sormak gerek: Örneğin IŞİD vb. terör örgütlerinin benzer kanlı ve vahşi görüntülerini de yayınlayan medyaya bu yönde uyarılar gelmiş miydi? Ben hatırlamıyorum.

O yanlışsa ve mide bulandırıcı inifal uyandırıcı ise bu da aynısı.. Ya da tam tersi.. Özetle medyanın bu konularda kendi kararını kendi vermesi gerekir.

Yasaların ihlali söz konusu olursa savcıların görevini yapmaları doğaldır.

Ama “yayın yasağı” uygar ülkelere demokrasilere yakışmayan uygulamalardır. Bir başka deyişle “senin bu konuyu doğru dürüst işlemeye yetkinliğin kuşkulu.

Ben peşinen yayın yasağı getireyim” demek olmaz. Bu sadece faşist rejimlerde olur.

Sosyal medya hesaplarınızda; son birkaç aydır  ‘’muhalif çıkışlarınız’’ dikkat çekiyor. Özel bir nedeni var mı?
– ‘Son bir kaç aydır’ sözünü tekzip ederim. Beni tanıyanlar, okuma yazma öğrendiğimden beri, baskıya ve haksızlığa direnen bir kişiliğim olduğunu teyid edecektir.Gidin, sorun isterseniz.. Demokrasi adına bu tür çıkışlar yapmak için ve baskıcı nitelikli bir siyasi iktidarı eleştirmek için özel bir neden gerekir mi?

Genel bir neden (gerekçe) söz konusudur. O da şudur:  Onurlu bir aydın, meslek onurunu en yukarıda tutmaya gayret eden bir gazeteci ve namuslu bir insanım…

Bundan daha önemli bir neden olabilir mi?

Fuat Avni siz misiniz?
– Bunu Twitter’da da biri sordu geçenlerde. Ben olsaydım anında ele geçirirlerdi…O kadar gizlenebilmek için “karanlık” ve “arkası sağlam” güçlü bir el olmak lazım…

Benim yerim yurdum, yaptığım ettiğim, yazdığım çizdiğim ortada.. Fuat Avni’lik “başka bir kategori” .

Üstelik ben Fuat Avni denen şahsın ya da oluşumun (her kimse) bu düzene ve sisteme bir muhalefeti olduğunu düşünmüyorum.

O’nun derdi tek bir kişi ve çevresindekilerle. Sistemle bir sorunu yok…

Özellikle genç muhabirlerde gördüğünüz en büyük eksiklikler nelerdir?
– Genç muhabirlerde gördüğüm en büyük eksiklik, “cin olmadan adam çarpmak” istemeleri.Evet, sistem çok acımasız, rekabet çok çetin.. Ama “tepeye tırmanmak” için kendini göstermek için hiç bir eğitim ve birikim olmadan sırf zıp zıp zıplamak ve abuk subuk işlerle gündemde olmak, hem kendilerine hem de mesleğe zarar veriyor…

Eğitim, bilgi görgü artırımı ve en önemlisi de, ustalardan bir şeyler öğrenme çabası şart.

Donanımsız gazetecilik, muhabirlik, editörlük hatta hiç bir meslek yapılamaz.

Konu derin, oturup bir kitap yazsam ikinci hatta üçüncü cildine çok şey kalır…

Sadece güzel olmakla, göğüs açmakla ya da sadece ‘’iyi ilişkilerle’’ haber spikerliği yapılabilir mi?
– Yapılabilir(miş) demek ki… Yapılıyor.. Bu konuya girmek bile istemiyorum. 

13 yıllık Ak Parti hükümeti döneminde en çok hangi konu hakkında ‘’bu kadar da olmaz, pes’’ dediniz?
– Her gün diyorum. Herkes diyor. Daha da diyeceğim. Diyeceğiz. Öyle anlaşılıyor… 

En beğendiğiniz gazeteciler kimler? Meslekte kimlere niçin kırgınsınız?
– Her şeye rağmen, beğendiğim çok iyi gazeteciler var.İsim vermek istemiyorum. Atladığım isimler, arkadaşlarım olabilir. Ama ne mutlu ki, tüm olumsuzluklara rağmen, meslek onurunu ve kalitesini yüksekte tutan nice gazeteci var sektörde.

Meslekte çok insana kırgınım ama bu işlere kişisel düzeyde bakmak ve tartışmak istemem.

Kırgınlığımı kendi içimde ve o kişilerle aramda yaşamak istiyorum. Ortalık yerde isim bazında tartışmak yakışmaz.

İlber Ortaylı; haber spikerleri kendi dişlerinin ardından oluşturdukları bir Türkçe ile konuşuyorlar diye mevcut haber spikerlerine verdi veriştirdi. Haklı mı?
– Yerden göğe kadar haklı.Sadece Türkçe değil, hal ve tavır konusunda da temel yayıncılık kuralları ve ilkeleri konusunda da 1001 yanlış ve hata görüyorum.

İlber Hoca izleyici olarak eleştirmiş. Ben ise meslek erbabı olarak daha da ileri götürürüm bu eleştirileri.

Sosyal medyada sık sık da dile getiriyorum. Sadece bu konuda yazdıklarımı biri toplasa kitap çıkar ortaya.

7 Haziran genel seçimlerinde; bir sürpriz bekliyor musunuz?
– Seçim sonuçları ile ilgili bir fikir yürütecek, bir tahminde bulunacak kadar siyasetin dinamiklerini bilsem, şu anda kamuoyu araştırma firmaları bana iş verirdi herhalde.İddialı bir söz olur, şu olur bu olur diyebilmek.
Benim uzmanlık alanım değil.
Ben haberciyim..

Yavuz Oymak 06.04.2015
Yorumlayın
Paylaş

Bir gönderi yayınlayabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir. Giriş

İngilizce Kursu - İngilizce Dersi - İngilizce Eğitimi - İngilizce Kursları