Kadir Ergen: HAFTANIN ARDINDAN…

0 Yorum

HAFTANIN ARDINDAN… BİR ÇALIDIR GARİBİN MEZAR TAŞI

‘Hemi babam hemi hocam’ dediği atasının belki oyun arkadaşıydı da. Civar köylerdeki düğünlere babasıyla çengi olur gider, adam olur gelirdi. Evvel kemanla tanıştı, sonra sazla. Sazda karar kılmıştı ama sazın karar perdesinde karar kılması vakit aldı. Eskiler sazın akort kulaklarına yakın yerinden ve ‘la’dan çalardı, o karar perdesiyle uzlaştı, ortaya yakın bir yere taşıdı karar perdesini ve ‘re’den çaldı. Mesafe aralığı arttığı gibi, hemi sağa hemi de sola eşit bölüm kaldı, gönlü gibi. (Tıpkı hiç tanımadığı bir insana not verir gibi ortaya elli dedi, ama hep arttırdı, hiç eksiltmedi…)

Orta Asya’dan at sırtında kopuzla dombıra ile gelenlerin Bozkır’da  bağlama olmuş haliydi. Dikenlidüzü’nün çakırdikeni ona ‘bozkırın tezenesi’ diyecekti; o da milletine ‘ayağınızın turabı gonüllerinizin hızmatçısıyım ‘ diyecek, ceketini çıkartırken izin isteyecekti, Gönül Okulu’ndan mezun doğmuştu…

Hayat tarzıyla, duyarlılığıyla, Abdalları’na sahip çıkmasıyla yer etti insanların gönlünde. Tek kişilik orkestra gibiydi, dinlenmeden dinletirdi kendini. Dost eline sel gitse bozkırdan gözyaşını katardı içine; GİZLİ GİZLİ… Acı, savaş, afet, göç, isyan, aşk dedi, yoksulluk demedi, ”yoksuzluk” dedi, tezenece. Tarihinde, kültüründe, örfünde ne varsa heybesinde onlar vardı.

Babası Leyla’sına gelinim demeyince bağlamasına döktü içini, “Ah Leyla” dedi, “Yalan Dünya” dedi, “Şu Garip Halim”den dedi. Analar ınsandır, biz ınsanoğlu dedi. Onu anlamak için bi yerlerden aşmak lazımdı, Bahça DiYarı’ndan aşanlar anladı, aşarken düşenler bi iyi anladı…

Memleket dışında değil, memleketinde de yalnızdı. Şair yalnızlığı gibiydi abdal garipliği, mahlası da garipti…

Kendine atılan taşları bağrında yeşertip geri verirdi, biraz Aşık Veysel idi. Gönül Dergâhı’na eğri odun taşımamıştı, biraz Yunus Emre idi. Rakı demez ırakı derdi, patlıcana baldırcan, gönüle gonül, neyse oydu, biraz Celaleddin Rumi idi… Modern zamanın moderen evliyası idi…

Gençlere tavsiyesinde ‘ne yaparlarsa yapsınlar, aşkla yapsınlar’ demişti; kendi gibi. Hayata da aşıktı, ölümü görev bellemişti: ”O” ‘çağırınca gitmek, hepimizin vazifesi’ derdi. Ama şunu da eklerdi, ‘bana öldü demeyin, yoruldu gitti deyin’.

Yorulup gidişinin ‘’O’’nuncu yılında saygı ve özlemle…

Öğrenmişti bu dünyadan giderayak

Garibin mezer daşı bir çalıydı ancak

​                              Kıymet bilmez dünya daim döner

Kadir söyler kendi dinler ancak

 

*********************

 

HİLAL YILDIZ FUTBOL BEYAZI

Hilal Yıldız’ın futbol beyazında işler yolunda gitmiyor:

İç Anadolu’nun bazı ilçelerinin nüfus sayılarına bakalım hep beraber. Konumuz demografi değil ablacım. Ankara Çubuk, nüfusu 91 bin küsur, Yozgat Sorgun 79 bin, Kayseri Develi 66 bin, Niğde Bor 60 bin, Konya Cihanbeyli 51 bin. Faroe 48 bin, bu dış Anadolu’dan, Anadolu dışından yani. Bu nüfusun yarısı kadın olsa kaldı 24 bin, çoluğu çocuğu, yaşlısı genci var hacım, kaldı mı sana kemiksiz 3-4 bin.

İşte biz bu üç dört bin kişi arasından seçilen 11 kişiye futbol maçında yenildik abicim, düzeltiyorum, ‘yumruk yedik ama nakavt olmadık'(mış). Vuran üç olimpiyat şampiyonu Kübalı Stevenson falan değil ha, bizi yakan bizim ateş, Stefan… Ben ne diyeyim şimdi, demeyeyim de yazayım en iyisi, Üniversite 1 soslu lise İngilizcem ile… Onun ki de Bavyera kremalı İngilizce, azıcık  tutuk ama idare eder.

STEFAN KUNTZ’a AÇIK MEKTUBUMDUR

Dear Stefan, yok vazgeçtim Türkçe olsun, hem tercüman bari parasını hak etsin, vesile olursam ne mutlu bana.

Sevgili Sitefan satırlarıma başlamadan evvel üzerime farz olan Allah’ın selamını mahsus sunar, hasretle galibiyet beklerim.

Sitefan’ım Şansölyem, altmışlarda siz bizi Almanya’da işe alırken atın dişlerine bakar gibi ağzımızın içine bakmıştınız. Yalansa ekmek ayrı çarpsın, siyah beyaz arşivler ayrı çarpsın. Biz senin ağzının içine bakmadık ama, milli takımı iyi idare et diye gözünün içine bakıyoruz.

Sitefancım biz Portekiz’e Porto’da yenildik, sana bi şey dedik mi, ofsayt dedik. Konya’da İtalya’ya yenildik, sana bi şey dedik mi, demedik, hatta  hazırlık maçı dedik, neye hazırlık bile demedik. E bu ne? Bu da mı ofsayt, bu da mı hazırlık? Faroe’ye yenilince de mi susacağız, başka?!

Alman Alman’a sigara ikram etmezken, sen bizden 3 kuruşa 5 köfte istiyorsun. Bizde de ne kadar ekmek o kadar köfte derler. Yok öyle.

Ben zamanında bir Alman markının nasıl kazanıldığını bilmem, bilemem. Ama bir Alaman markının nasıl kazanıldığını bizim Alamancı’lardan bilirim. Elli feniği hasret, yirmi beş feniği pis işler, kalanı da aşağılanma…Senin euroyla aran böyle mi?, Değilse biraz ciddiyet lütfen.

Faroe (Koyun) Adaları Milli Takımı’nın toplam değeri 3 milyon 750 bin euro. Bu hafta bönkörlüğüm üstümde 250 bin de benden dörde tamamlayalım gardaşlık. FIFA dünya sıralamasında biz ilk ellideyiz, onlar 125’inci, hamdolsun. En pahalı oyuncuları Edmundsson, hani şu ikinci golü iteleyen, ederi 500 bin euro, gerisi elli yüz, elli yüz…

Sayın abim, transfer sezonu 8 Eylül’de kapandı ama, o kulüpler içindi. Sen, temsil mesela sakatlığını atlatan formda Mahmut Tekdemir’i alabilirsin. Senin parestezi (halk arasında uyuşma-karıncalanma) olmuş orta sahanda sıpazım neyin bırakmaz. Beğenmedin mi? Crespo verelim abime, hiç milli! Sen al adını ben koyarım çağırması kolay olsun diye. Ahmet Crespo olsun o da. Biz de polis memurları bile Mustafa Denizli’ye ‘hoca Ali Güneş’i çıkar Baliç’i al’ diye taa ne zaman akıl verdiydi. Konu milli takım olunca hepimiz memuruz. Hem ben arada sayın abim diyorum… Hem de köprü yıkıldımıydı yol gösteren çok olur.

Sakat ve cezalıların yerlerini dolduramadık falan dermişsin sağda solda. Deme. Be mübarek oynayanından vazgeçtim, koşanını alsaydın. Son iki maçtır muhteşem rakiplerimizden az koştuk beyim. Yaşar Usta’mı kızdırma bak. Seni tornaya bağlar, iki punta arasına alır, tırlama diye bi de yataklar; bor yağını açarsa öp de başına koy. Pasoyu verdimi sen sağ ben selamet…

Sen bizdensin, artıkın iyicene anladım. Çok güzel mazeret üretiyorsun. Yoksa çoluk çombalak gelseler Şükrü Saracoğlu Stadı’nı dolduramayacak bir nüfusu, bizim kıytırık Youtuberlar’ın bile takipçi sayısından az bir rakamı bu kadar şahlandıramazdın. Keşki sana seni anlatabilsem, haftaya cumaya gelirsin.

Ben sana ne deyim? Allah tependen mi baksın deyim? Demeem. Allah akıl fikir versin, ıslah etsin, Allah ileride kulüp takımı felan çalıştırmayı nasip etsin derim. Kölün Maruf Gücü mesela, yakışır.

Senin için yapabileceğim bi şey varsa ne olur söyle, çekinme darılırım. Siz de nasılken nasıl bilmiyorum ama bizde böyleyken böyle. Satırlarıma burada your sinkereli ile son verirken tekrar selam ederim.

Hamiş: Sitefan’ım tırışkam, o B Ligi var ya, B Ligi, senin tam zandığın  gibi çıkılan bi yer değil, düşülen bi yer, İngiltere daha yeni düştü. Ayrıcana ben bir haftacık geriden geliyorum diye geç kalmışlığım yoktur. Hem bizde yedisi var, kırkı var, elli ikisi var, olmadı sene-i devriyesi var, helvası var. Yeriz inşallah. AMİN. Burası önemli. Siz de AMEN diye geçen kısım. Dilekçenin imzası gibi düşün, biz de imzasız dilekçe geri döner canımın içi. İşimiz duaya kaldıysa, hade, edelim. İlahi yarabbi, tez Sitefan kuluna hidayet ver, öngörü kabiliyeti ve sezme becerisi ver. İyi on bir çıkarmasını, oyuna müdahale edebilmesini nasib et. Sen verdin sen al yarabbi. AMİN.

Mektup bitter, yazı bitmez.

İşin bir de meşin toptan başka altın top kısmı var; evlere şenlik. Maç sonrası, burnunun soluğuyla TRT Spor’a konuk oldu, hemen nabzına göre şerbet verdiler, oysa gelmeden önce peeeey. Neyse konumuz peeeey değil. 2005 yılında olaylı İsviçre maçındaki şimdi milletvekili olan Alpay Özalan’ı görür gibi oldum, bu idareci tipi. Aynı yüz ifadesi ve beden dili vardı. Hani psikologların ne yaptığını bilmeyen ruh hali diye nitelediği.

Buraya kadar hicv-i lisan ettimse ne mutlu bana. Selim Soydan’ın açıklamalarına, Faroe Milli Takımı Teknik Direktörü’nün billur geçmelerine, doyçe zaytunglarının bizimkine dumkof (aptal) demelerine hiç girmiyorum. Allah bir daha böyle yazı yazdırmasın, gene AMİN…

Hade sii yuu…

****************

 

VOLEYBOL BEYAZI

Hilal Yıldız’ın Voleybol Beyazı’nda işler iyi. Bayanlarımız grubundaki i ilk maçında Tayland’a 3-2 yenildikten sonra Güney Kore’yi 3-0,  Dominik’i 3-2, Hırvatistan’ı 3-0 yenerek grupta puanını 9’a çıkardı ve Polonya maçının sonucundan bağımsız olarak son 16 turuna kalmayı başardı.  Filenin Sultanları’nı tebrik ediyor ve başarılar diliyoruz…

********************

 

ÇUBUKLU LACİ BASKET SARISI

Çubuklu Laci’nin basket sarısı sezona hazır değil. Hele Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı almaya hiç hazır değilmiş, izledik gördük. Karşılaşmaya sakatlıkları sebebiyle tedavi gören Nemanja Bjelica, Tonye Jekiri ve Tarık Biberoviç’ten mahrum çıksak da, beşe beş oynadık, eksik değildik,  bu kadardık…

Daha evvel 7 şampiyonluğumuz vardı, 16 kez final oynadık, işte en son 2017’de Banvit’i yenip kupayı almıştık … Geçmişin tatlı anıları bugünü kurtarmaz, başarı istikrardır, istikrar başarıdır…

  1. Cumhurbaşkanlığı Kupası’nda 24. finalinde 13. Şampiyonluğa uzanan Anadolu Efes’i tebrik ederiz.

    Anadolu Efes ilk çeyreği dış atışlardaki üstünlüğü ile 23-15 önde kapadı. Fenerbahçe Beko ikinci çeyreğe sert savunma ile başladı ve çeyreğin ilk beş dakikasında rakibine yalnızca 2 sayı vererek sert savunmanın semeresini aldı ve farkı 5 sayıya kadar indirdi. Devreye bu anlardan sonra kritik ve zor zamanların, el yakan topların korkusuz ismi Ante Zizic girdi ve üst üste 7 sayı bularak skoru 32-20’ye getirdi. Anadolu Efes 15-0’lık  seri sonrası devreyi 42-23’ten kapattığında 16 sayısını Zizic üretmişti.

Düşük skorlu üçüncü çeyreği Fenerbahçe Beko 11-10 üstünlükle geçti ama skorda denge yoktu, rakibimiz son çeyreğe 52-36’lık avantajla girdi. Dördüncü çeyreğin ilk üç dakikasını Nigel Hayes’in üst üste 5 sayısı ile geçen Fenerbahçe Beko farkı 12 sayıya kadar indirdi. Fenerbahçe Beko bitime 3 dakika kala farkı önce 9 sayıya sonra 7 sayıya kadar indirse de Anadolu Efes kontrollü oyunu ile dahasına izin vermedi ve müsabaka 62-71 Anadolu Efes’in galibiyeti ile sonuçlandı.

Anadolu Efes’te Ante Zizic 22 sayı 5 ribaund, Vasilije Micic 16 sayı 9 asist, Will Clyburn 14 sayı 7 asist ve Rodrigue Beaubois 11 sayı 7 asist ile oynadılar. Fenerbahçe Beko’da ise Nigel Hayes 13, Marko Guduric de 10 sayı ürettiler.

10 bin 400 seyirci kapasiteli Ankara Spor Salonu’nun ev sahipliği yaptığı müsabaka sonrası Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan adına Cumhurbaşkanı yardımcısı sayın Fuat Oktay kupayı verirken, Anadolu Efes adına kaptan Doğuş Balbay kupayı aldı. Maçın en değerli adamı ise Ante Zizic oldu.

Fenerbahçe Beko’ya ikincilik şildini TBF Başkan Vekili Ömer Onan verirken, madalyalarını ise TBF Asbaşkanı Kemal Dinçer ile TBF Yönetim Kurulu üyesi Lize Karaboğa Kaptan takdim etti…

Yorumlayın
Paylaş

Bir gönderi yayınlayabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir. Giriş