‘Tüm avukatların temsil edildiği Baro’yu savunuyoruz’

0 Yorum

Dünyanın en büyük 2. Barosu olan İstanbul Barosu’nda seçim rüzgarları sert esiyor. 56 bin avukatın kayıtlı olduğu baronun Genel Kurulu 22-23 Ekim’de yapılacak. Seçimlerdeki 9 adayın 3’ünü kadın adaylar oluşturuyor.

ERCAN KÜÇÜK

Mevcut baro başkanı Mehmet Durakoğlu’nun yeniden aday olmayacağını açıklamasından sonra İstanbul Barosu’ndaki seçim iyice kızıştı. Röportajlık olarak İstanbul Barosu’nun kadın adaylarına mikrofon uzattık.

Kaynak: İLKHA

Bağımsız Avukatlar Grubu’ndan Avukat Gülden Sönmez, İnsan hakları, örgütlenme özgürlüğü gibi çalışmalarıyla bilinen bir isim. İHH, MAZLUM-DER gibi kuruluşlarda yöneticilik yapan Sönmez, 2010 yılında İsrail’in saldırdığı Mavi Marmara gemisi yolcularındandı. Sönmez, en son geçtiğimiz aylarda Çin Devlet Başkanı Şi Jinping hakkında yaptığı şikayetle konuşulmuştu. Av. Gülden Sönmez’in sorularımıza verdiği cevaplar şu şekilde:

KATILIMCI BARO ANLAYIŞI

Neden aday oldunuz? Önceki dönemlerde ne eksikti? Sizin öne çıkan projeleriniz neler?

Bağımsız Avukatlar (BAK), İstanbul Barosu üyesi bir grup avukatın Ekim 2020’de bir araya gelmesi ile başlayıp, 5 Nisan 2021’ de yapılan çağrı ile ilan edilmiş bir platform. Kurucusu olduğum Bağımsız Avukatlar, avukatlık mesleği, savunma hakkı, yargının işleyişi, insan hak ve özgürlüklerinin korunması, hukukun üstünlüğü ve adaletin tesisi için İstanbul Barosu üyesi avukat ve stajyer avukatların gönüllü üyeliğiyle, sivil ve bağımsız olarak hareket edecek bir yapıda. BAK sadece bir seçim grubu olarak kurulmadı, seçim ve genel kurul çalışmalarının dışında yıl içerisine yayılmış çeşitli faaliyetler gerçekleştiriyoruz. Bağımsız Avukatlar, faaliyetlerini karar mercii olan BAK Meclisi, alınan kararları icra eden BAK Koordinasyon Kurulu ve Dinamik İcra Kurulu, Bağımsız Avukatlar’a aidiyet hisseden tüm avukat ve stajyer avukatlardan oluşan ve meclise tavsiye niteliğinde kararlar alan BAK Kürsüsü isimli dört ana organ eli ile yürütmektedir. Grubumuz yatay hiyerarşi modeli ile yönetilmektedir. Benim adaylığım da kürsümüzde üyelerimizle yapılan anket çalışması sonucu öne çıkan isimlerden olmam sebebiyle Meclisimizin aday olarak belirlemesi ile oldu.

Önceki dönemlerde şunu gördük ki İstanbul Barosunda meslektaşa dokunan, sorunlarıyla ilgilenen bir yönetim biçimine sahip değiliz. Bunu genel kurula ve seçime katılan meslektaşlarımızın sayısına baktığınız zaman net bir şekilde görebiliyorsunuz. Meslektaşlarımız bağlı bulundukları baroya o kadar uzak, o kadar aidiyet hissetmiyor ki seçimlere ve genel kurula katılma ihtiyacı dahi görmüyor. Meslektaşların bağlı bulundukları meslek kuruluşundan güç alması gerekirken, adeta “olsa da olur olmasa da olur” vaziyette kalmış bir barodan söz ediyoruz. Biz her şeyden önce meslektaşlarımıza katılımcı baro anlayışı ile aktif bir baro vadediyoruz.

Öne çıkan projelerimizi; hukuk güvenliği için baronun aktif ve etkili hale getirilmesi, meslektaşlarımızın yaşadığı problemlerinin çoğunun temelinde yattığını düşündüğümüz “mesleğin itibar kaybının” önlenmesi, “Avukat adaletin kahramanıdır” düsturu ile meslektaşlarımızın yargıdaki pozisyonlarının ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi olarak temel başlıklar halinde özetleyebiliriz. Mesleğimiz ciddi anlamda bir itibar kaybı yaşamış ve bu süreçte maalesef gerekli adımları atmamıştır. Meslektaşlarımızın yaşadığı problemlerin temelinde de bu problem yatmaktadır. Bu nedenle bu konu üzerinde ciddi şekilde durulması gereken bir konudur. Bu sorunla ve meslektaşların diğer sorunlarıyla mücadele ederken baro maalesef ciddi bir meslektaş sayısına sahip olmamıza rağmen bu sayının hakkını vererek, meslektaşlarımıza etkin rol vererek bir mücadele ortaya koyamıyor. Bunun için kendi grubumuzda da örneğini sergilediğimiz katılımcı bir anlayışla baronun yönetilmesini, nispi temsil sistemine göre oluşturulacak bir Baro Meclisi ile yönetim sağlamayı vadediyoruz.

Bunun yanında avukatlar, hakim ve savcılar ile kıyaslandığında çalışma alanları olan adliyelerde ciddi bir dezavantajlı pozisyona sahip. Örneğin; adliyeler girişlerde xray aramaları, yemekhane ve kafeteryalardan indirimsiz faydalanma, otoparktan ücretsiz yararlanma imkanının olmamasından tutun kısıtlı alan uygulaması sebebiyle adliyede belirli alanlara giriş yapamama… Bu örnekler o kadar fazla ki, bunun temelinde de avukatların ihtiyaçlarının ve sorunlarının göz önünde bulundurulmaması geliyor. Adliye yönetimleri yasal bir zemini olmamasına rağmen başsavcılıklar verilmiş durumdadır. Adliyede yönetimin avukatların ve hakimlerin de yer aldığı bir kurul tarafından yapılması gerektiğine inanıyoruz.

Bunun yanında polis merkezleri, cezaevleri, geri gönderme merkezlerinde avukatlar kendilerine tahsis edilen alanlar arşiv, depo, ek nezarethane gibi amacı dışında kullanıldığından zorluklarla karşılaşmaktadır. Biz her kurumda avukatların koşullarının iyileştirmesi yönünde gerekli müdahaleleri yapmayı vadediyoruz.

Ekonomik anlamda da meslektaşlarımızın koşullarının iyileştirilmesi için, CMK sistem ve uygulamalarında düzenleme, avukatlara yeni çalışma alanları ortaya çıkması için yapılacak yasal düzenlemeler, bağlı çalışan avukatların haklarının iyileştirilmesi için yapılacak değişiklikler hususunda broşürümüzde de yer alan ciddi bir hazırlığımız ve vaatlerimiz var.

Meslektaşlarımızın hepsi mesleğini icra ederken pek çok sorunla karşı karşıya kalıyor ve biz sadece sorunları ortaya koymuyoruz, bu sorunlara çözüm önerilerimiz ile geliyoruz.

AVUKATLAR ADALETİN KAHRAMANLARIDIR

Avukatların yargıdaki etkisini ve saygınlığını artırmak için neler yapacaksınız?

“Avukatlar adaletin kahramanlarıdır” diyoruz. Avukatların yargıdaki etkisi ve saygınlığını artırmak için öncelikle avukatların hakim ve savcılar karşısındaki eşitsiz pozisyonunu ortadan kaldırılması zaruridir. Meslektaşlarımız da yaşadıkları problemler karşısında arkalarında baronun varlığını gerçekten hissettiklerinde daha güçlü bir duruş sergileyebileceklerdir.

YETERSİZ, NİTELİKSİZ FAKÜLTELER KAPATILMALI

Hukuk fakültelerinin sayısı ve eğitim kalitesi çok tartışılıyor. Hatta kapatılmaları konuşuluyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Meslekteki itibar kaybına değinmiştik, bunun sebeplerinden biri de hiç şüphesiz hukuk fakültelerinin sayılarındaki artışa bağlı olarak avukat sayısında meydana gelen artıştır. Herhangi bir fizibilite ve reel ihtiyaca dayanmayan, kalitesi tartışılan hukuk fakülteleri hukukun tehdidi haline gelmiştir. Bu nedenle yeterli ve nitelikli kadrosu olmayan hukuk fakülteleri kapatılmalıdır. Hukuk eğitimini tüm boyutlarıyla ele alıp ilgili resmi kuruluşlar, akademisyenler, baro ile yapılacak çalıştayda Türkiye’de Hukuk Eğitimi Politika Değişikliği ve Önerileri çıkararak ilgili tüm kurumlara ve kamuoyuna sunacağız.

SEÇİMİN GALİBİ KADINLAR OLDU

Bir kadın başkan adayı olarak seçilirseniz kadın hakları ve kadın mücadelesi için baroda ne tür çalışmalar yapmayı düşünüyorsunuz?

Bu sene İstanbul Barosundaki seçimlerin galibi şimdiden kadınlar oldu. Baro tarihinde ilk defe dört kadın adayla seçime gidiyor. Yine gözlemlediğimiz kadarıyla Yönetim Kurulu adaylarında da kadın meslektaşlarımız ağırlıkta. Hayatım boyunca insan hakları alanında pek çok faaliyete katıldım, hususen kadınlarla alakalı olan projelere de öncülük yaptım. İstanbul kadınların yaşadığı problemlere daha rahat temas edebileceğini ve bu konularda da gerekli adımları atabileceğimi tereddütsüz söyleyebilirim. Biliyorsunuz avukatlar geçmişten bu yana en kalabalık çalıştıkları ortamlarda bulunuyor. Mesleğimiz artık bireysel ofislerde değil yüksek sayıda çalışanların olduğu ofislerde yürütülüyor. Bu yeni etkileşimin bir etiği ve bu etiğin kontrolü Baro’da olmalı. Meslektaşlarımızda gözlemlediğimiz ve bize gelen şikayetlere baktığımızda şu hususları gördük; iş ortamında mobbing, kaba davranış, bazı kadın meslektaşlarımızın işveren avukatlarca, belli tarz ve davranışa zorlanması söz konusu. Avukatın avukata zorbalığının üstü örtülmemeli diye düşünüyoruz. Bu konularda kuralların açık ve uygulanabilir olması, disiplin süreçlerinin etkin kılınması zorunlu.

Büyük hukuk bürolarının rekabeti ve çalışma alanlarının daralması nedeniyle bazı avukatların bürolarını kapatmak zorunda kalması avukatların gündemleri arasında yer alıyor. Siz buna yönelik neler yapmayı planlıyorsunuz?

Avukatın iş alanın genişletilmesi, olan alanın ise korunması Baronun en büyük görevidir. Biz bu konuda bazı hukuki işlemlerde avukat bulundurma zorunluluğunun getirilmesini hem de vergi yükümlülüğü açısında yıllara göre kolaylık ve indirim sağlanmasını savunuyoruz.

Meslektaşlarımızın yaşadığı ekonomik sıkıntıları gidermek için yeni iş imkân ve alanlarının zorlanması, başta hasar danışmanlık şirketleri avukatların iş alanını daraltan pratiklerle mücadele edilmesi hedefimizdir. Şirketlerin avukat bulundurma zorunluluğu, belli iş ve işlemlerde avukatla temsil zorunluluğu gibi başlıklarda çalışmamız olacaktır. Avukat bulundurma zorunluluğuna rağmen avukat bulundurmayan kurumların takipçisi olacak etkili denetim mekanizmalarını geliştireceğiz. Gayrimenkul alım satım, kiralama, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, şirket kuruluş sözleşmeleri, arabuluculuk gibi işlemlerde avukat bulundurma zorunluluğu getirilmesi için girişimde bulunacağız.

Meslektaşların ekonomik problemleri ile alakalı bir diğer sorun CMK ücretleridir. Öncelikle CMK sitemindeki aksaklıklar ve CMK ücretlerinin yetersizliği sorunlarının çözümünü sağlayacağız. Mevcut CMK sisteminde ücretler yetersiz ve hatta komiktir. Örnek olarak ağır ceza CMK atamasıyla takip edilen iş 5 yıldan üzün sürebilmekte iken alınan ücret 2000TL’dir. Üstelik bu ücret iş tamamen bitmeden alınmamaktadır.  AAÜT’ye 17.500TL’den az ücret alamayacağınız bir ağır ceza dosyası için CMK ücretinin 2.000TL olması gerçekten komiktir. Biz bu noktada CMK atamalarındaki ücretlerin davadaki aşamalara göre ayrılması gerektiğini düşünüyoruz. İlk derece yargılamaları, istinaf, temyiz ve bozma sonrası aşamaların her biri için ayrı ücretlendirme yapılmalıdır. Ayrıca Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ve CMK görevlendirmelerinde ekonomik gelişmelerin tarifeye yansımasının aylık olarak yapılması sağlanacak, aylık açıklanan ÜFE-TÜFE oranlarına göre açıklanan tarifelerde kendiliğinden artış olması için gerekli düzenlemeler olması gerektiğini düşünüyoruz.

Ayrıca CMK görevlendirmelerinin ücretleri Başsavcılıklar tarafından ödenmesi Savunma ve iddia makamı arasında silahların eşitliği ilkesine halel getirmektedir. Kamu hizmeti olan savunma ücretlerinin Başsavcılıklar yerine Bakanlıkça ödenmesini sağlayacağız.

Bilindiği üzere, meslektaşlarımızın ciddi bir çoğunluğu da ücret karşılığı çalışmaktadır. Bu meslektaşlarımızın bağımsız faaliyetleri, “meslek kuralları” ile garanti edilecektir. Fazla Mesai, kıdeme hak kazanma şekilleri ve tazminatları, tip sözleşmesi, asgari tarife, izin hakları, sosyal sigortaları bağımsız düzenlenmelerle kanuni zemine oturacaktır.

BARO MECLİSİ MEVCUT HALİYLE İŞLEVSEL DEĞİL

Seçimin kazananı olduğu gibi kaybedeni de olacak. Kaybeden grupların ve bu gruplardaki isimlerin baroda temsil edildiklerini düşünüyor musunuz?

Biraz önce de izah ettiğim üzere maalesef kaybeden grupların ve dahi bu gruplardan herhangi birini desteklemese dahi meslektaşlarımızın baroda gerektiği gibi temsil edildiklerini kesinlikle düşünmüyoruz. Katılımcı bir baro yönetimi olmadığı için çoğu avukat için baro staj ve aidattan ibaret. Avukatların çoğunun Baro ile iletişimi stajdan sonra kesilmektedir. Biz tüm avukatların temsil edildiği bir Baro’yu savunuyoruz.

İstanbul Barosu ülkenin en fazla üyesi olan hukuk kurumu olmasına rağmen sadece kazanan grubun temsil edildiği bir kurumdur. Geçen yıl sloganımız “baroyu hep birlikte yönetelim” idi. Biz kazanan kaybeden ayrımı olmaksızın tüm meslektaşların temsil edildiği bir Baro yönetimi olması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü Baro Meclisi mevcut haliyle işlevsel değil. Yönerge ile kurulmuş. Yönergeye göre meclisi oluşturan üyelerin neredeyse tamamı mevcut yönetim, merkez ve kurullardan, geçmiş dönem yönetim kurulu başkan ve üyelerinden oluşuyor. Etkili ve bağlayıcı karar alabilen Baro Meclisi gerekli ve şarttır. Avukatların temsili ve katılımı ancak böyle mümkündür. Baro meclisi nisbi temsil ile oluşturulmalı ve esaslı konularda tam yetkili olmalıdır. Baro siyasete aracı edilmemelidir. Baronun itibarı, yaptırım gücü ve saygınlığı tüm avukatların temsili ile mümkündür. Baro Meclisinin yasal zemine kavuşması için girişimlerde bulunacağız.

Bizim savunduğumuz katılımcılık baroya güç kazandıracaktır. Örnek olarak Avukat Hakları Merkezi Yürütme Kurulunda oluşturulan yapıda bu katılımcılık kısmen sağlanmıştır. Her gruptan temsilci meslektaşın varlığı Avukat Hakları Merkezini tüm avukatların merkezi anlayışını yerleştirmektedir. Böyle bir katılımcılığın Baronun tüm organlarında olması gerektiğini düşünüyoruz.

Bağımsız Avukatlar olarak, baronun mesleği öncelemesini, avukatına değer vermesini hedefliyoruz. Katılımcı Baro anlayışı ile yönetilen bir ortamda tüm muhataplarla ilkeli diyaloglar sağlayıp “avukatın barosu” olmayı başaracağız.

ACİL GÜVENLİK HATTI KURACAĞIZ

Avukata şiddetin temelinde size göre ne yatıyor, şiddeti engellemenin yolu nedir?

Avukata şiddetin temel nedeni mesleğin itibarsız hale gelmesi ve cezasızlıktır. İtibar sorunu beraberinde pek çok sorunu da getiriyor. Avukatın itibar sorunu yaşıyor olması savunmayı güçsüzleştiriyor. Adaleti doğrudan etkiliyor. Bu sorunun bertaraf edilmesi için tüm sebep ve aktörlerle iyi ve etkili mücadele etmek gerekiyor.

Avukatlık mesleği uzunca yıllardır gerek bürokrasinin bakışı, gerekse toplam kalitedeki düşüş nedeniyle ciddi bir itibar kaybına uğramıştır. Özellikle devlet yetkililerinin avukata bakışı; avukatı yalnızlaştıran, mesleğini ifasını fazlasıyla güçleştiren ve sosyal saygınlığını örseleyen boyutlardadır. Bürokrasi açısından avukat; sorun çıkaran, Savcı ve Hâkimler için suçluyu koruyan, suçlunun suç ortağı gibi muamele görmekte zaten niteliği gereği yalnız gösterdiği faaliyetinde iyice yalnızlaştırılmaktadır.

Öncelikle avukata bakışın değiştirilmesi gerekmektedir. Bu aslında toplumda oluşan avukat algısından kaynaklanıyor. Güvenilmez, zayıfı ezen avukat algısı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Siyasilerin açıklamaları, sosyal medya mecralarında, haberlerde avukatın itibarsızlaştırılmasına dair haberler bu algının oluşmasına zemin oluşturmaktadır.

Ayrıca avukatın müvekkili ile özdeşleştirilmesi de şiddetin temel sebeplerindendir. Baro olarak müvekkille özdeşleştirme algısına karşı kesintisiz farkındalık çalışması yapacağız.

Ayrıca bazı avukatlık işleri avukata saldırı ihtimalini artırmaktadır. Özellikle haciz mahallerinde avukata saldırı ihtimali artmaktadır. Haciz mahalli ve saldırı ihtimali yüksek başkaca işler ve yerlerde kolluk kuvveti bulunması zorunluluğu getirilmesini sağlayacağız. Bunun yanında Avukatın risk ve saldırılarda 7/24 ulaşacağı Acil Güvenlik Hattı kuracağız.

Yorumlayın
Paylaş

Bir gönderi yayınlayabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir. Giriş