OKU KORKMA: MERHAMET

0 Yorum

HAFTANIN ARDINDAN: MERHAMET

Avusturya’lı yazar Stefan Zweig 1900’lerin başlarında Merhamet adlı romanında acınası değil, duygusallıktan uzak, yaratıcı merhametten bahseder, yaklaşık 350 sayfa boyunca.

KADİR ERGEN

Irak sokaklarında ise 700’lü yıllarda çocuklar oyun oynamaktadır ama Hanife’yi dışlarlar, oyunlarına almazlar. Bu durum oradan geçen Numan isminde birinin dikkatini çeker ve bir dahaki geçişinde Hanife’ye yiyecek ve oyuncaklar verip arkadaşlarıyla paylaşmasını ister. Hadise bir kaç kez tekrarlanır. Sonunda çocuklar Hanife’yi dışlamaktan vazgeçerler, aralarına  alırlar ve bu oyuncakları yiyecekleri getiren olsa olsa babasıdır diyerek Numan bin Sabit’e Hanife’nin babası anlamına gelen Ebu Hanife derler. Yaratıcı merhamet Stefan Zweig’i yazar bizi okur yapar. Yaratıcı merhamet Numan bin Sabiti Ebu Hanife bir kısım Müslümanı da Hanif yapar.

1 Ekim 2022 Cumartesi günü Irak’ın kuzeyinde devam eden Pençe-Kilit Operasyonu’nda Astsubay Yusuf Ataşı Şehit verdik. Cennet’in merhamet kapısından girdi Yusuf evladımız. Allah şehadetini kabul, mekanını cennet etsin.

Şehidimizin arkadaşları ile olan bir sohbetinde adeta yaratıcı merhamet bir daha tanımlanıyordu. Acınası değil, duygusallıktan uzak… Deşifresi bire bir şöyle:

‘’Abi benim vasiyetim bak, hayatta en çok istediğim şey, kanka harbi çok istiyorum bir tane kız çocuğu istiyorum tamam m, kanka gerçekten? Eğer ölürsem biliniz veya anlaşın bir şekilde, bir tane lösemi çocuk tamam mı? Kız çocuğu olsun ama! Kusura bakmayın erkekler. Kız çocuğu olsun kanka, şey yapın, bütün masraflarını karşılayın tamam mı? Hayatı boyunca okulu falan bütün her şeyini karşılayın. Benim vasiyetim bu. Bir de anamın babamın elini öpün bayramlarda.’’

Bir detaya da dikkatlerinizi çekmek isterim. Yusuf Ataş’ın babası Bingöl’de görevli polis memuru. Aylıklı babanın aylıkla geçinen oğlu, kendi gibi ayın 15’inden 15’ine aylık alanlara vasiyet ediyor. Ne bir STK’ya sesleniyor, ne bir sanatçıya seslenmiş, ne de hali vakti yerinde olanlardan rica etmiş, yangına ağzında su taşıyan karıncalara vasiyet etmiş. Maaşlı adam böyledir, maden faciasından sağ kurtulur, devletin ambulansında sedye kirlenmesin diye ‘çizme mi  çıkartayım mı?’ diye sorar (o vatandaşımızı umre ziyareti ile ödüllendirmişlerdi). STK’lar, sanatçılar, vakıflar, vatandaşlar bu vasiyete sahip çıktı…

Bizlerden ricam hepimizin etrafında, yanında yöresinde bir Uzman Çavuş, bir Astsubay, bir Subay, bir polis memuru vardır. Ayşe Anne, Fatma Anne, Ahmet Baba, Mehmet Baba, DEVLET BABA, sağlıklarında soralım, ‘benden taraf bir isteğin var mı?’ diye. Gönlü olanın gönlünden geçeni vardır…

Şehidimizin polis memuru babası Necat Ataş oğlunun şehadet haberini vermek üzere arayanlar hakkında ‘göz aydınlığı için aradılar’ diyor. Oğlum diyor tez canlıydı, ataktı, hep görev isterdi komutanlarından. Yedi yaşındaki kız kardeşine çok düşkündü, benden çok onu arar sorardı.  Necat kurtuluş demek. Yusuf ah eden, inleyen demek. Dinleyen olmak dileğiyle…

 

Y ar eder memleket derdini,

U ğrun uğrun toprağa düşenler.

S u bilir şehadet şerbetini,

U çmağa İsmail’den kanat takanlar.

F ani de sanma, bırakmaz nöbetini.

A l bayrak, sarıldı Yusuf’a

T ahtına omuz verdi kalanları

A rşın yüce katının dorukları

Ş ahit oldu rütbe-i mertebesine…

*****************

ÇUBUKLU LACİ: KEDİ OTU

8-17-18-20-33-37 bitti mi, bitmedi bir de 52 var. Loto sonuçları değil bunlar, dakika. Kartalın Redmond ve Weghorst ile birer, Dele Ali ile iki ve Muleka ile üç kez, kendi evinde 4-3-3 oynarken, deplasmanda 3-4-3 oynayan kanaryanın defansı arasında kaçaktan volta attığı dakikalar… İletişim Fakülteleri’nde metne rakamla başlamayın derler ama  Jesus’tan fırsat kalıyor mu birader? Obsesif kompülsif bozukluk gibi ofsayt takıntısı var, gelene gidene hemde.  Bugün Jesus’un lig performansını tartışmıyorsak Beşiktaş’ın uçamayan Hollandalısı Weghorst’un 89. dakikada Altay’ı geçip direğe takılmasıdır. Bu Jesus’ta Rıdvan tüyü var, (Konya’yı tenzih ederim) bir şekilde kazanıyor ya da berabere kalıyor…

Jesus’un ikinci önemli silahı ise öngörülemez on biri. Düşünsenize Valerien İsmael ile, Berber Ramço Fener’in ilk on birini  aynı anda öğreniyor:  Strateji kuramıyorsunuz, taktik geliştiremiyorsunuz, sağ beki kim, sol açığı kim, kimin üzerine oynayacaksınız, kimi yıpratacaksınız bilemiyor, ittifakta zorlanıyorsunuz!

Maçın ilk yarısında Beşiktaş Altay’a top göstermeyerek tarihe geçti. Abdülkerim Bardakçı Galatasaray’a transfer olduğunda pek önemsememiştim ama Tayyip Talha maç maç bizi üzeceğe benziyor. Geçen yıl Kasımpaşa’da 14 maçta 12 gol atan Muleka futbolunu geliştirmiş, defansa epey yardım etti. Ferdi topu koşturmak yerine kendini koşturuyor, içe katetse iyi, bolca enine kat ediyor, futbol dikine oynanır. Toprağı bol olsun 95-96’larda Dalian Atkinson isminde bir İngiliz futbolcumuz vardı, Oğuz Çetin’in derinlemesine attığı paslara muhteşem koşular yapardı. Oysa bize gelmeden önce kalecisinden aldığı topla 18’den 18’e kat ediyordu. Bitirme kendini paşam, bugünün yarını da var… Salih Uçan’ı istekli ama güçsüz gördüm, Valerien gibi. Bizim güçsüz Arda Güler’e Ronaldo’nun kondisyon hocası gelecekmiş. Gelsin. İkisini bir çalıştırsın, ücretini kırışalım. İsmael Allah’a emanet…İrfan Can’ın ilk yarı sonuna doğru, taca çıktı çıkmadı tartışması yapılan bir pozisyonu vardı. Tekrarında alt taraftan televizyonda bir televizyon reklamı geçince anlaşılmadı, zorlu ve nazif olmayan bir andı. Bir reklam da stadın içinde vardı. Kapalının üst katındaki reklam panosunda Çin Halk Cumhuriyeti’nin 73. Kuruluş yıldönümü Çince kutlanırken, alt katta ise Türkçesi vardı. Uygarca baktığınızda anlamlı ama ya Uygurca baktığınızda…

İlk yarıyı 42. Dakikada Weghorst’un şutunu kornere çelerek kapatan Atilla Szalai, Lincoln’un yarı sahadan şekillendirdiği atağında öz ayağı ile ikinci yarı perdeyi açamayınca, sonlarda üstünlüğü Beşiktaş ele geçirdi. Yine Lincoln ilgisi olmayan bir yerde ilgili işlerini oyun kuralları içinde yerine getirdi ve yerine Alioski’nin girmesi Jesus’un 86’dan sonra beraberliğin aklına geldiğinin resmiydi… Jesus’un onbiri, Ismael’in ise oyuna sonradan girenleri iyiydi. Volkan Bayarslan ne şişi yaktı ne kebabı. Maç sonrası teknik direktörlerin açıklamaları müsabaka gibi kontrollüydü, kazanamadık diyemediler, kaybetmedik diyebildiler. Bizim Uğur Temel derbiyi ‘DERBİCİK’ diye tek –cikle nitelemiş, çiftlese bile olurmuş, ne kanarya ötebildi ne kartal pençeleyebildi…  ‘Netçe’ itibarıyla sonuç 80’ler çeşmesi gibiydi, tıs-tıs berabere.

Kedi otu, azının sakinleştirici etkisi olduğu, beyni rahatlattığı, uykuyu düzenlediği, fazlasının baş ağrısı baş dönmesi ve mide bulantısı yaptığı bir bitki. Ömrü ise en az üç yıl anlamında ‘çok yıllık’ olarak nitelendiriliyor. Valerien kedi otu anlamına da geliyor. Bakalım, 3 yıllık mı, bir kaç günlük mü?

Not: Umarım Fenerbahçe taraftarının maça alınmaması ile Josef de Souza kendi için güvenli bir ortamda oynamıştır. Mazallah gitmeye falan kalksaydı, karpuz sezonu da bitti, ne keserdik?

 

Yorumlayın
Paylaş

Bir gönderi yayınlayabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir. Giriş